Ana içeriğe atla

Tanışıklık

Tüm geçmişine, tüm hakkında bildiklerinize, tüm ortada olanlara rağmen biriyle tanışma, onu tanıma gayretinize, her gün yeni bir yönünü keşfetmenize denen şeydir aşk.

Yorumlar

  1. bence o ask değildir ve de kimsenin geçmişini öğrenmekte mümkün deildir olamazda asla;insanların çoğu iki yüzlüdür asıl yüzlerini; kendilerine asık ettikten sora gösteriolar . sen yazılan yorumlara niden cevap yazmıyon ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yorumlara yorum yapmanın yerinin burası olmadığını düşünüyorum. Çünkü burayı bir "feysbuk" ya da "cikcik" gibi kullanmak istemiyorum.

      Ancak çok yanlış anlaşıldığımı düşünürsem ya da bir konuda düzeltme yapma ihtiyacı duyarsam yorumlara cevap yazıyorum. Ayrıca açık ismi ile yani anonim olarak yorum yazmayanlara da eposta göndererek, bunu kabalık olarak görmemelerini ve nedenini izah ediyorum.

      Diğer bir yönüyle de yorumlar, bir şeyin benim gördüğümden ne derece farklı görülebildiğini ortaya koyması veya anlaşılma çabamın sırf benim anlatım eksikliğim nedeniyle nasıl başarısız olduğunun yazılı kanıtları olarak durmalı. Benim yorumum bu olguyu bozar.

      Bazen ne kadar yanlış olduğumu belgelemeli düşüncelerime gelen yorumlar... Benim düşüncem her zaman doğru olamaz değil mi? Ayrıca diğer bir yönüyle tek bir doğru yoktur!

      Sayenizde bir kez daha açıklama fırsatı bulduğum bu konu için teşekkür ediyorum.

      Sil
  2. Farklı enteresan bir bakış...Haklı olabilirsin...

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme

Fikriniz varsa buradan buyurun...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanı eğip, bükmek

Zaman, fiziki boyutların sanal olan dördüncüsü, elle tutulamayan.
Zaman, içinde olayların ardı ardına gerçekleştiği boyut…
Bilim adamlarına göre, aynen ışığın bükülebilmesi gibi zaman da eğrilip, bükülebilir ve eğer doğru koşullar gerçekleşirse yani yeterli hız yakalanırsa önce geleceğe ve daha sonra da geçmişe sıçramak mümkün olabilir. Bunu zaman yolculuğu gibi basit kavramlarla karıştırmayın. Bu şu “an” ın da içinde olduğu bir kavram. Öyleyse ne demek bu?
Bu soruya cevap verebileceğimi pek sanmıyorum, haddime de değil zaten. Ama bu soru etrafında dolaşıldığında dahi çok farklı yerlere çıkan kapılar bulabiliyor insan.
Çok sevdiğim bir çizgi dizide bir keşiş (“Avatar”) hava, su, toprak ve ateşi bükebiliyordu. Tüm dünyayı kurtaracak kişi olan keşişin bile zaman üzerinde böyle bir gücü yoktu. Sonra “Matrix” ve “Neo” var. Ancak o da olaylara hükmeder gibiydi, zamana değil ya da ben öyle algılamıştım. “Aslında bir kaşık yoktu!” ve “Kırmızılı kadın da bir ajandı.” değil mi? Ya “Hiro” için ne…

Geliyor yaklaşmakta olan

Şimdi gece gece bu da nereden çıktı yazısı bu, baştan söyleyeyim. Pastör görünümlü ajanımız ülkesine dönmüş. Ekonomik kriz merhale merhale ilerliyor. Ama inanın ben bunlarla pek fazla ilgilenmiyorum.

Geçtiğimiz günlerde Fatih Altaylı bir yazısında günümüz Türkiye'sindeki problemleri sıralamış en sonundasa bunlardan değil de insanlığımızı kaybetmekten çekindiğine dair bir görüşle bitirmişti. Çok uzun bir vakittir ben de böyle hissediyorum.

Bir süredir internette "Adam sende! Oku diyorsun da insanlarda okuyacak mecal mi bıraktınız?" tarzında görüşlere rastlıyorum. Oysa Yunus Emre, Mevlana okumadan ya da Aşık Veysel dinlemeden neyin geldiğini, yaklaşmakta olanın ne olduğunu ve buna nasıl hazırlanman gerektiğini nereden bileceksin ki! İnsanların ne vakti, ne enerjisi ne de parası varmış okumak için!

Oku derken neyin kastedildiğini bile anlayamaz hale geldik. Yapı söküm yapmadan, cümlenin ya da kelimenin kökenine inmeden okuyup geçmişsin ne olacak ki? "Korka durun ölümde…