Ana içeriğe atla

Yayınlar

Temmuz, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yazabilmek

Seni yazabilmek Tanıdıkça, sana dokundukça Güçleşen bir olgu gibi Sana dair yazabilmek Harfleri eksik bir alfabe, Heceleri kayıp kelimelerle Zaman kipi olmayan cümleler gibi Sana dair yazabilmek Sözcüklerin yetersizliğinde Her sıfatının havada donması gibi Sen olmadan Sana dair yazabilmek Yaşayabilmek hatıralara rağmen Adını anamadan Tek harf olamadan ölmek gibi Sana dair yazabilmek Kelimelerin yalancı kardeşliği Dostların sahte gülüşleri İsteksiz yaşamanın ıstırabı gibi Sana dair yazabilmek Güneşin soğukluğu Karın sıcaklığı Bir yanardağın buzlu tepesi gibi Sana dair yazabilmek Affı olmayacak günahlar içinde Meleklerin acımasız kâtipliğiyle Sen olmazsın ötesinde diye ölümden bile korkarak yaşamak gibi Sana dair yazabilmek

Duyguların kardeşliği

Bütün düşüncelerimiz ve duygularımız, duyularımız kardeş aslında. Mesala sevgi ile nefret, görmek ve duymak...Habil ile Kabil gibi kardeşlikleri bazılarının; kalbim deli gibi severken beynim nefret edebiliyor, bir sesi duymak için deli olurken aynı sesin yansımasından kaçabiliyor insan. Duygular ve düşünceler arasında çok ince bir çizgi var, iki tarafıda keskin bir bıçağın yüzleri gibi. Bazen hangisini hissediyor hangisini düşünüyorsunuz rahatlıkla birbirine karışıtırabiliyorsunuz. Bir şeyi yapmanızı beyniniz mi kalbiniz mi istiyor? Bunu anlamak bazen çok karmaşıklaşabiliyor. Buna birde hayali danışmalarımız katılıyor; sol tarafdaki mızraklı danışman bir yöne çekiyor kararlarımızı, diğer tarafımızdaki kanatlı olan diğer bir yöne . İşte gelgitlerde böyle zamanlara rastlıyor sanırım. Daha kötü durumlarda ortaya çıkabiliyor bazen. Beyin ve kalp ortak bir noktada buluşuyor. Ve felaket geliyorum diyor. En kısa yoldan kaçmak lazım. Her yerde sinyaller karşımıza çıkmaya başlıyor. Ama beyin

Bir'de

Tüm sır Bir'de saklı Bir'den kayboldu Sende Bir'de bulmalısın beni Benim seni bulduğum gibi Sende gördüm Bir'i Bir de buldum seni Sende bulmalısın beni Benim seni bulduğum gibi

İyilerin siyah giydiği bir dünyada beyaz giyen bir siyah!

Çok uzunca bir zamandır kullandığım ve dile getirdiğim bir cümle:" İyilerin siyah giydiği bir dünyada beyaz giyen bir siyah! "Aslında bu benim son zamanlardaki ruh halimi anlatmak için kullandığım bir tanımlamaydı. Sanırım O’na da uyuyor bu tanım. Ama farklı bir şekilde... Malum pop müziğin bence de tartışmasız kralı olan Michael Jackson dünya sahnesinden çekildi ve son günlerde Michael Jackson ile ilgili o kadar doğru-yanlış haber çıktı ki ölümünden sonra bile rahat edemedi sanırım. Sonuçta her şey dönüp dolaşıp maddiyata saplanıyor nede olsa. Albümleri yeniden liste başı oluyor, şarkıları müzik listelerinde -hem de birçok ülkede- yeniden bir numaraya oturuyor. Tabii dolayısıylada bu yeni gelir kapısını canlı tutmak için bir ton haber servis ediliyor. Geçenlerde okuduğum bu haberlerden biri de; Jackson'ın Müslüman olduğu ve bu yüzden de ailesinin isteğiyle Müslüman adetlerine göre defnedileceği yönündeydi. Ne dersiniz üzerindeki doğal siyah giysiden kurtulmak için hem s