Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eylül, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Diyorum ki

Diyorum ki; dayı şu safı sıklaştırsak
Dayı utanmasa oflama sesini imama duyuracak
Sonra amerika-sı var
Karşısında kardeşin var
Ölüm var
Geri kalıp mahcup olmak var
Gel de anlat

Diyorum ki; birader, adam güzel bir şey anlatıyor
İyi de diyor eleman, bunun yeri mi, zamanı mı şimdi
E diyorum kurtuluş, hak, hukuk, mücadele var
Utanmasa bana mı sordular diyecek cahil
Sonra fitne var, küfür, küfran var
Bunların dini de imanı da bir; ab-si var, rus-u var, çin-i var
Gel de anlat

Diyorum ki; dayı buyur öne geç
Geç de birlik olalım, birlikte duralım kıyama
Kibarlıktan olsa gerek kırılacak, susacak
İmam diyorum izinde de cemaat nerede
Onlar da izinde imam ile
Sonra zulüm var, ezilen Müslümanlar var, ezen zalim var
Gel de anlat

Diyorum ki; adama annen zor durumda
Dünya barışı diyor adam hoşgörüden geçiyor
Baban diyorum kadına ne kadar çok seviyor seni aslında
Ülkede huzur yok diyor kadın kestiler tüm ağaçları
Neyi ne kadar anlatabilirsen buyur gel
Anlatabilirsen
Gel de sen anlat...

Yakınlara Yollar - Yeniden...

Yıl 1998, yani yakınlara yollara kendi aracımla ilk kez bundan 15 sene evvel düşmüşüm. Bazı seneler birkaç kez gidip gelmişim. Rota standart aslında; bir ucu İstanbul bir ucu Rize olan yolculuklarımın. Ama hep aklımın bir köşesinde bir seyyah gibi, geçtiğim illerde konaklayarak hedefe varmak olan bir hayal vardı. Vardı diyorum çünkü bu sene bir kısmını gerçekleştirdim.

Bir çoğu ilk üniversite yıllarımda ve devamında olan şehir gezilerimde 42 ilde konaklamış ve kısa geziler yapmıştım. Ancak bunların çoğu iç anadolu, ege ve akdeniz illeriydi. Kütahya'da okumanın getirisiyle bir çoğu onun çevresindeydi. İzmir başta olmak üzere Bursa, Balıkesir, Eskişehir, Isparta gibi illerle başlamıştım şehir gezilerine. Gerçi ilk zamanlar bir şehre gidip orada gerekirse tiren garında sabahlayıp, şehrin meydanlarında gezmeyi işten sayıyordum. Ne de olsa öğrenciydik ve tiren yolculukları bile bu geziler için yeterliydi. O gezilerin en sıkıcıları Ankara'ya yapılanlardı. Ancak orada da bir dost var…

Elif'i anlamak, Elif olabilmek...

Sene 1998... Olayların çok önceleri başladığı ama yeni yeni alevlendiği dönemler. İlk olarak İstanbul Üniversitesi sonra -yanlış hatırlamıyorsam- Karadeniz Teknik Üniversitesi "bağımsız" yönetim organları vasıtasıyla bazı kararlar aldı. Kılık kıyafet yönetmelikleri yayınladı ve uygulamaya başladı. Bunların bizim okula sirayet etmesi epey uzun sürdü! Tam 1 sene...

Sene 1999... Uzaktan haberleri duyuyorduk. Neredeyse tüm üniversiteler peşi sıra kararlar alıyor, yasaklar "pandemik" bir şekilde yayılıyordu. Gerçi Kütahya'da bu işler öyle kolay değildi. Solcuların tuvalet kapılarının arkaları dışında slogan yazacak yerleri olmayan bir okuldu Dumlupınar. Sadece öğrencileri mi? Hocaları dahi sağ omuzları yukarıda yürürdü bizim okulun! Tüm sınıfın, kız - erkek ayırmadan, "suratına tüküren" kadın hoca gördü bu gözler; kavgaya müdahil olunmadı diye. Bunun sonucunda giriş katındaki sınıfın camından atlayarak kavgaya koşanları da... Zordu yani kısacası bizim okul…