Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kınama

Ne "Allah belalarını versin!" diye bela okuyacağım. Ne de Kur'an'dan, İncil'den ya da Tevrat'dan ayetler alıp dersler çıkartacağım. Ne de bunun bir de öteki tarafı var diyeceğim.

İnsan canına kast eden İsrail, 20'li yaşlarındaki ana kuzularına kast etmiş cani şerefsizler hepinizden bu dünya üzerinde intikamı, yarın değil şimdi, sorulacaktır. Kana kan dişe diştir bunun adı. Ne sakin olun telkinlerine açığım ne de insan insanı öldürür mü tarafındayım. Artık yeter..!

"BİRİ" HADDİNİ AŞANLARIN HADDİNİ BİLDİRMELİ ARTIK!

Eurovision - Oslo 2010

Bu tatlı kız kazandı dünkü yarışmayı. İlk çıktığında bu kız kazanır demiş ve oyumu ondan yana kullanmıştım. Bu güzellik, sevimlilik, sempatiklik ve güzel sese şarkıda eklenince hakketti. Lena ve “Satellite” şüphesiz dün gecenin en iyi şarkısıydı. Bu da bir kez daha gösterdi ki tüm oylama saçmalığına, komşuların birbirini oylamasına ve siyasi müdahalelere rağmen hak eden kazanabiliyor. Bu çırpı bacaklı güzel kız kesinlikle hak etti bu birinciliği. (Bu arada Lena'nın sonuç karşısındaki inanamaz tavrına TRT yorumu müthişti; "Sanki Fenerbahçe sendromu yaşıyor gibi" :) )

Tabii bu arada Manga'nın hakkını da yemeyelim. Dün gece Lena ve "Satellite" olmasaydı Manga ve "We could be the same" kesinlikle birinciydi. Yani ikinciliği sonuna kadar hak ettiler.


Not: Sabah sırf "Eurovision" seyredeceğim diye sınava sarhoş gibi gittim. :)

Son Mektup* - 27 Mayıs'ın ardından

"Sizlere dargın değilim. Sizin ve diğer zevatın iplerinin hangi efendiler tarafından idare edildiğini biliyorum. Onlara da dargın değilim. Kellemi onlara götürdüğünüzde deyiniz ki, Adnan Menderes hürriyet uğruna koyduğu başını 17 sene evvel almadığınız için sizlere müteşekkirdir. İdam edilmek için ortada hiçbir sebep yok. Ölüme kadar metanetle gittiğimi, silahların gölgesinde yaşayan kahraman efendilerinize acaba söyleyebilecek misiniz?
Şunu da söyleyeyim ki, milletçe kazanılacak hürriyet mücadelesinde sizi ve efendinizi yine de 1950’de olduğu gibi kurtarabilirdim. Dirimden korkmayacaktınız. Ama şimdi milletle el ele vererek Adnan Menderes’in ölüsü ebediyete kadar sizi takip edecek ve bir gün sizi silip süpürecektir. Ama buna rağmen duam (bu kelimenin üzeri çizilip merhametim yapılmıştır) sizlerle beraberdir."


*Adnan Menderes tarafından idamından önce yazılan son mektupdur.

“Lost” - altı sezonun özeti!

Evet, 6 -Yazıyla ALTI- senedir insanları peşinden sürükleyen dizi geçen gün bitti. Son bölümüne kadar insanlar “Lost” dizisindeki olayların “Neden?”, “Nasıl?” ve “Kim kimdir?” gibi onlarca hatta yüzlerce sorunun cevabını beklediler. Hatta herkes kendine göre yorumlar ortaya koydu. “Lost” ile ilgili siteler açıldı, sözlüklerde tartışma konuları en çok içerik girilen ve okunanlar arasında yer aldı.
Peki, sonra ne oldu? “Lost” denilen şu dizinin sonunda ne oldu? (Yanlış anlaşılmayı engelleme notu: 3. Sezonundan başlayarak yani ilk üç sezonu seri şekilde izleyip, son 3 senedir ben de takip edenlerdenim. O yüzden izleyenlere laf çakmaya çalışmıyorum.) “Lost” dizisin ne olduğunu söyleyeyim hemen. İrfan’ın dediği gibi “ ’Lost’ diziyi izlerken kaybettiğin zamandır. ”
Dizinin sonunu da söyleyeyim de bari tam olsun. Bir şekilde dizi kahramanlarının hepsi ölü veya ölüyor ve son sezonda normal dünya/zaman diye düşündüklerimizin hiçbiri gerçek değil. Bir de adanın bir tıpası var -hani şu küvetlerde …

Tehlikenin farkında mısınız?

Yukarıdaki başlığı hatırlayanınız var mı? Hani aylarca bir gazete bu manşetle ve ilk sayfası simsiyah şekilde çıkmıştı. Akla hayale gelmeyecek, getirilemeyecek çalışmalar yapılmıştı. Sahi o dönemleri hatırlayanınız var mı? Yok, unuttuk, biz bilmiyoruz diyorsanız, aşağıda bir iki örnek görsel bulabilirsiniz.
İşte size en çarpıcı örneklerinden biri. Tersten yazılması ve fontların farklı bir dilin yazımına benzemesi ne kadar enteresan değil mi?
Buyurun yandaki resimde farklı bir “Tehlikenin farkında mısınız?” resmi daha var. Bunda çarşaflı bir kadın tehlikenin öbeğini oluşturuyor. Cumhuriyeti tehdit ediyor ve bağırıyor: “Şeriat!”
Şeriat istiyor ki yönetimi ele geçirsin. Tehlikenin farkında mı? Hiç sanmıyorum. Farkında olsa ya “burka” giyerdi ya da peçe takardı ne de olsa.
Neyse ben esas konuma geleyim. Bu kadar eski bir konuyu niye açtığımı söyleyeyim; Sayın Kemal Kılıçdaroğlu Geçen hafta sonu yapılan CHP 33. olağan kurultayında genel başkanlığa seçildi. Hem de tüm delegelerin desteğini alar…

Son şampiyon: Bursaspor

Trabzon'un inanılmaz direnci, Beşiktaş'ın tam bir şeref örneği sergilemesi sonucu Bursa hak ettiği şampiyonluğu aldı. Adını bile anmak istemediğim o takım da haline yansın artık... Ama olsun en azından 2 dakikalık bir sevinç yaşadılar.

Ertuğrul Hoca ve tüm öğrencilerini kutluyorum. Çok fazla bağırmadan, efendi gibi işler yaparak da bir şeyler yapabileceğini kanıtladılar. Bence Ertuğrul Hoca’nın Beşiktaş'ta alacağı bir şampiyonluk bu kadar değerli olamazdı. Her şeyin para olmadığı, inancın ve dayanışmanın cebinin şişkinliğinden önemli olduğunu da göstermiş oldular.
Bu arada Kadıköy kutlamaları hakkındaki geyikleri de es geçmeyelim. İşte en sevdiklerim:
* Uludağ gazozunda çıkan şifreyi AZIZE yaz 1907’ye gönder. Şampiyonluk kapak olsun… * Atkı 19,95 TL, forma 89 TL, maç bileti 100 TL, Fener’in şakadan şampiyonluk sevinci paha biçilemez... * Sazan yaz, 1907 ye gönder, konfeti atıp sahaya insinler. * Playstation’ı kapatın… Hadi yataklarınıza. * Kadıköy'deki şampiyonluk kutlamaları…

Siyaset

…ve bir hazan baharıdır gidiş. Gurur yapıp gittiğinizde geri dönmek aşağılık bir iştir, hazan hüznü taşısa da hayatınıza. Evet, Deniz Baykal bu hafta başında CHP’deki uzun saltanat döneminden ayrılmak zorunda kaldı. Kendi adıma bu işe sevinmedim desem yalan olur. Ama “Gelen gideni aratır.” Anlayışı da sürekli aklımı kurcalıyor.
Ben olaya daha farklı bir açıdan bakıyorum. Daha düz bir mantıktan hareket ediyorum. Şöyle ki, sözcüklerden, sözlüklerden düz anlamlar çıkartmayı denediniz mi hiç? Bunun için benim kullandığım bir yöntem var. Türkçeden Türkçeye bir sözlük genel anlamlar verebiliyor. Başka bir dilden bizim dilimize giren kelimelerde bu anlam çok sığ kalabiliyor bazen. Siyaset kelimesini örnek alalım. Siyaset, Türkçede “politika”, “ülke yönetimi” anlamlarını taşıyor. Ama farklı dillerdeki karşılıklarından Türkçe çeviri yaptığınızda daha açıklayıcı anlamlar elde edebiliyorsunuz. Örneğin, “politics” siyasetin İngilizce karşılığı. “politics” kelimesinin Türkçe karşılıkları en başta …

Minsk –Belarus (Beyaz Rusya) İzlenimleri

Merhaba, gittim ve geldim sonunda. Belarus'un baş kenti Minsk'i de görülen yerler listesine ekledim. Baştan söyleyeyim iyi dileklerle gidip gerçekleşmeleriyle geri döndüm. İşlerimizi tam istediğimiz gibi yaptık, neredeyse hiçbir sorun çıkmadı (Çıkanlarda nazar bozuyor diye avutuyorum kendimi.) Bize de şehirde gezmek için epeyce bir zaman kaldı.


Hemen belirteyim Minsk ve Belarus hakkında internetten okuduklarınızın hemen hepsi yalan (Ne ironi değil mi? Bunları da internetten okuyor olmanız.) Bir kaç konu doğru, ilki sokaklarda gördüğünüz neredeyse tüm kızların manken gibi -dikkat edin güzel demedim manken gibi dedim- oldukları (Bu birçoğunun çok güzel olduğu gerçeğini dedeğiştirmez.) Biraz Belarus - Minsk hakkında doğrular ve yalanlardan bahsedelim.