Ana içeriğe atla

Yayınlar

Temmuz, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Londra 2012 Olimpiyat Oyunları Açılış Töreni ve Bize Söyledikleri

Geçtiğimiz hafta sonunda Olimpiyat Oyunları'nın Londra 2012 açılışı töreni vardı. Pekin'deki açılış töreninden sonra daha ilginç bir şey olmalıydı. Ama ben bu kadarını beklemiyordum. Daha güzeldi, iyiydi, muhteşemdi kısmında değilim. İngiltere başka bir şey yaptı. Londra 2012 açılış töreninde  bir şeyin altını çok net, kalın ve koyu çizgilerle çizdi: "Modern kültür dediğiniz şey benim" ya da "Benim modern kültürüm aynı  zamanda hepinizin kültürü" dedi. Hem de üstüne basa basa... Yakın tarihlerindeki hemen hepimizin tanıdığı; tarihi, hayali, siyasi, sportif, sanatçı, bilim adamı, ne kadar ünlü kişiliği varsa gözlerimizin içine baka baka, "Siz bunları zaten tanıyorsunuz," dediler "ister 10 yaşında olun ister 70!" Onların açısından bakarsak, açılış töreni; hem görsel olarak hem içerik olarak hem de sunum olarak muazzamdı. İzlerken de keyif verdi. Ayrıca sağlık sistemi vurgusu, dijital devrim konusu da çok başarılı işlendi. Bunu işlerken

Seksenler

Seksenlerde çocuk olmak Her yerin sana ait olması demekti Kilitli, dikenli fark etmez Her yerde çocuk olabilmek demekti Parktaki turuncu meyveli, dikenli çalılara rağmen top oynamak Çalıyı savunmada bir adam yerine koymak demekti Üç kornerin bir penaltı olması tartışmaları Haliç'in taç çizgisi olması demekti Seksenlerde çocuk olmak Bitiş düdüğü birleşilerek alınmış plastik topun çalı defansa takılması demekti Demek ki çalı defans aynı zamanda hakem demekti Acaba seksenlerde yönetici olmak Parklara, bahçelere dikenli bitkiler mi dikmekti Seksenlerde çocuk olmak Komşunun evinden gelen domates peynirli yarım ekmekleri paylaşmak demekti Domates peynir varlık demekti Yoklukta var olan ne lezzetliydi Seksenlerde çocuk olmak Topluca camilere gidebilmek demekti Oradan çıkıp kiliseye, havraya girebilmekti sorgusuz sualsiz Çocuk olmanın kırmızı pasaport olması demekti Seksenlerde çocuk olmak Köşedeki bakkal ile sohbet edebilmek Veresiye yazdırabilmek Çocuk yaşına

Tok karınların açlık empatisi: Oruçsuzluk hali

Sınırsız tüketimin körüklendiği, ihtiyaç için değil mutlu olmak için alış veriş yapıldığı, israfın dağlar oluşturduğu, açlık sınırının altında yaşayan insanların milyara ulaştığı bir zamanda, olmayanın halinden nasıl anlarız? Yokluk, varlıkta öğrenildiğinde kişiye ve başkalarına faydası olacak şey ! Evet, öyle ama bu herkesin yapabileceği bir şey değil. Varken olmayanın ne hissettiğini anlamanın en kolay yolu sizin de o yokluğu yaşamanızdır. Tok açın halinden anlamaz! O halde oruç *1 bir açın halinden anlamanın en kolay yoludur. Oruç söz konusu olunca herkesin bir bahanesi oluyor. Birinin midesi diğerinin başı ağrıyor. Birinin şekeri çıkıyor, on bir ay boyunca tatlı, çikolata ve dondurmaları yiyen o değilmiş gibi. Biri uykusuzluktan dem vuruyor. Başkaları karşılıklı olarak birbirlerine tutmama ruhsatı veriyor. "Tut, o da seni tutar" diyenine pek rastlamadım. Ama iş tutmama ruhsatına gelince herkes Şeyh-ül İslam kesiliyor! Kimse kimsenin özelini bilemez. Evet, bazıları ge

Aşk

Aşk kırılma tehlikesine rağmen birinin elinden tutup donmuş bir nehrin üzerinde yürümek değildir, yanacağını bile bile yerdeki korların üzerinde yürümektir aşk, hem de yaşayacağın acıdan ölesiye korkmana rağmen.

Av ve Avcı

Avlanmaktan korkan hayvanlar gibiyiz Öylece susmuş kulak kesilmişiz sadece Oysa çığlık çığlığa koşmalıydık kaçmak için Kaçıp da saklanmak için Şimdi gece, susar karanlığımız Saklar bizi kendi içinde Peki ya gündüz olunca ne yapacağız Kendi türümüzün hem avcısı hem de avı olmuşuz Savunma yeteneklerimiz biliniyor önceden Koşup kaçabilenler çok yetenekliler sadece Bir de saklanabilenler Şimdi gece, susar karanlığımız Saklar bizi kendi içinde Peki ya gündüz olunca ne yapacağız Avının peşinde yırtıcı hayvanlar gibiyiz Öylece dikkat kesilmiş dinliyoruz sadece Oysa insan gibi konuşabilmeliydik, anlaşabilmeli Pusular kurup saklanıyoruz oysa Şimdi gece, susar çirkinliğimiz Saklarız kendimizi gecede Peki ya gündüz olunca ne yapacağız Su kenarında susuzluktan kavrulan hayvanlar gibiyiz Tek derdimiz susuzluğumuzu giderecek bir kaç damla Oysa durup kalmışız sadece Pusular kuranların pusularından yılmış vaziyette Şimdi gece, saklar mâsun ve hüzünlü gözlerimizi Saklar göz

Sibel ve Irfan evlendi.

Önceki gün en eski arkadaşlarımdan İrfan ve Sibel evlendi. Biz de şahitleri olarak oradaydık... Dostum, Allah kalbinizdeki ve aklınızdaki hakkınızda hayırlı olan tüm dileklerinizi gerçek kılsın. Birbirinize sevginiz, saygınız hiç eksilmesin ve en önemlisi mutluluğunuz daim olsun.

İki şarkı

Dostum, İlk kez, izlediğim iki dizide duyduğum iki şarkının sözleri aşağıdakiler... Yorumsuz... Gitsen de Yollar nereye götürecek seni Bu yara bitirecek seni Hangi aşk dindirebilir ki öfkeni Sevmek eskisindende zor Yalnızlık ateşden kor Zaman geçse de yine sönmüyor Kör, kör hayat ölüm kadar ağır Kulaklar birbirinden sağır Vicdanlar kör, kör Gör, gör hayat ölüm kadar ağır Kulaklar birbirinden sağır Vicdanlar kör, kör Herkes bir gün yalnız kalır Gece çöküp gün kararınca Her yanını nefret sarınca Kader seni çağırınca, hadi git Sokaklar üstüne varınca Masum sesler bağırınca Kader hep seni çağırınca,  hadi git Sen gözüm gitsen de Söz, Müzik: Aytekin Ataş Söyleyen: Aytekin Ataş         Hakim Bey Şikayetim var cümle yasaktan Dillerimi Hakim Bey bağlasan durmaz Gelsin jandarma polis karakoldan Fikrim firarda mahpusa sığmaz eyvah Gün olur yerle yeksan olurum Gün olur şahım devri devranda Kanun üstüne kanun yapsalar Söz uçar yazı iki cihanda eyvah

Savaş isteyenlere...

SİNOPSİS* Bebek ağlar vapurlar geçer bazı sulardan bebek ağlar bütün sular güneye mi akar kuzeye bazı sular kabarır deniz olanlar deniz ağlar boyna keser keser keser geveze berber tüfeğini alır asker pek çok asker uçak düşer ölür içindekiler ne çok avcı ne çok tavşanın peşine düşer bebek ağlar bazı ülkelerde savaş başlar savaş biter savaş yine başlar biter anneler çocuklar askerler ölür (baba zaten askerdir) fotoğraflar biraz daha büyütülür duvarı kaplar ölmüşler bebek ağlar bazı ülkelerde bazı insanlar bağırır Devrim Devrim Devrim (devrim birkaç zaman büyük harfle yazılır.) sonra birden kapanır bütün hoparlörler anneler ağlar gözleri dağlarda (asılmışlar) dağlar ağlar sular ağlar anneler babalar ağlar bebek ağlar GÜLTEN AKIN Savaş isteyenler bir daha, bir daha ve bir daha okusunlar ta ki anlayıncaya kadar. Çünkü savaş olur; askerler ölür, anneler ölür, babalar ölür, bebekler ölür.  Ölüler ağlar mı?  Ağlar!.. *Gülten Akın'ın Kuş U