Ana içeriğe atla

Yayınlar

Haziran, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Gecenin üçü

Gecenin üçü
İstanbullu uyuyor
Yıldızlı göğün altında
Bir ben ayakta
Bir de O belki

Gecenin üçü
İstanbul ayakta
Yıldızlı gece selam durmakta
Bir ben ah içinde
Bir de O belki

Gecenin üçü
İstanbul çığlık çığlığa
Yıldızların yansımasında
Ben O’nu görürken
O’da beni görmekte belki

* Benimle aynı İstanbul gecesinde yıldızları seyreden herkese...

Benim Ben

Sessizliğin sesi,
Karanlığın aydınlığı,
Yalnızlık bozucusu
Vicdanının gözüyüm ben.

Arkada bırakılmışların acısı,
Unutulmuşların hafızası,
Yalnız çoğunluğun arasında
Toplu vicdanın sağ koluyum ben.

Ciğerlerine dolan hava,
Gözlerindeki yaş,
Sevdanın içinde
Acının ta kendisiyim ben.

Kayıpların içinde bulunan,
Bulunmuşların arasında unutulan,
Yalancıların içinde
Doğruyu bağıranım ben.

Kendini saklayan,
Buradayım diye susan,
Kendini anlatamayan
Sadece benim ben.

Sesli ve Sessiz Harfler

Tek tek harfler var tüm alfabelerde. Okunuşları, yazılışları farklı. Kimi zaman yanındaki harfe bağlı olarak sesi farklı, kimi zaman kattığı anlam. Bazen tek olarak anlam ifade eden bazen hiç bir anlam taşımayan. Ama sonuçta her birinin kendi kişiliği olan. Kimi zaman okunuşları farklılaştırıyor, kendinden geçiriyor insanı kimi zaman kişiliklerini zorluyor.
Türkiye'mizde de böyle; sesli ve sessiz harflerden oluşuyor alfabemiz. Alfabeyi bu iki grup olarak ele aldığınızda birbirlerinden ne kadar farklı olduklarını görüyorsunuz hemen. Bir yönüyle baktığınızda; sesli harfler kendi başlarına varlıklarını sürdürebilirken, sessizler seslilere her zaman ihtiyaç duyuyorlar. Ancak diğer açıdan sesli harflerin durumu hep sabit, değişime kapalılar. Evet, onlarsız olmuyor diğer harfler. Sessizlerin bireysel varlıkları bile sorgulanabilir böyle bakıldığında. Ama hiç yalnız olmayan da sessizler, yalnız olmak istediklerinde bile. Okunuşlarını, seslerini istedikleri zaman değiştirebiliyorlar; bugün…

İstanbul hep güzel

Sabahın saat 6'sı... Caner'le yeni çıkmışız bir müşteriden. Hava o kadar kapalı ki biraz içim sıkılmadı desem yalan olur. Ama İstanbul işte, her haliyle güzel... Bizi taklit edercesine bir gözünü açarak uyanıyor, biz birazdan gidip sıcak yataklarımızda uyukuya dalacakken. Sabahın saat 6'sı, elimizde yeni demlenmiş sıcacık çaylarımız oturuyoruz güzel İstanbul'umun eşsiz boğaz manzarasına karşı...