Ana içeriğe atla

Yayınlar

Haziran, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Vurun abalıya!

Üst not: Önce şunu: " Ağaçlarıma Dokunma ", sonra da bunu: " Nasıl iktidar olunur ya da iktidarda kalınır? " ve mümkünse diğer ilgili yorumlarıma göz attıktan sonra bu yazıyı okuyun lütfen! Yazmayacağım diyorum ama uzak duramıyorum. Çünkü ben bu ülkeyi de bu şehri de bu milleti de tüm eksiklik ve kusurlarına rağmen seviyorum. İçi - dışı benim için fark etmez; bu ülkeyi karıştırıp, milleti birbirine düşürüp kendi çıkarı için kullanmaya çalışan mihrakların her zaman karşısında olmaya çalışırım. Hak neyse ondan yana durmaya çalışırım.

Kalmamış Senden

Çocukluğumdaki bakkal Çocukluğumun bakkal dükkanı Leblebi tozu, Ankara gazozu Gittim, gidip bulamadığım Sen Şekerci köşe başındaki Köşenin başındaki şekercinin akide şekeri satmaması Sen Sensizlik Sensiz benlik Tekel bayisi, durakta Süt satan Tekel bayisinden alınan süt Sen İçtikçe çarpan, çarptıkça sarhoş eden Çocukluğumdaki yerler, kişiler ve olaylar Çocukluğumun köşe başı Sen Köşe başındaki eskimeyen yeni anılar Unutmaya çalışılan, çalıştıkça hatırlanan Kalmamış, boş raflar Tüketilmiş her şey sorulduğundan Bir çocuğun balonu patlamış Ağlıyormuş Sen

İyilik ve Farkındalık

Birinin sizin yerinize veya sizin için yaptığı iyilikleri iki şekilde; yapılan iyiliğin söylenmesi ya da durması ile fark ediyorsanız ortada bir problem vardır ve sizinle ilgili problem iyiliğin yüzünüze vurulmasından ziyade sizin vaktinde bu iyiliği ve yapanı fark etmemenizdedir.

Yeni Bir Dünya

Bu memlekette bize gelecek planları yaptırmıyorlar. Ecdat ne yapıyordu ne ediyordu diyor musun sende bazen? Dedelerinin dedeleri aynı şehir hatta aynı evde, aynı iklimde nasıl yaşıyordu? Seninde aklına takılıyor mu bu soru? Benim aklım almıyor bazen! Biz geleceğimize bu manada bir yatırım yapamıyor, gelecek planları oluşturamıyoruz. Mimar Sinan bir caminin sadece temeli için senelerce bekleyebiliyormuş. Asırlık bir cami bırakabilmek için kim bilir öncesinde daha kaç zaman düşünmüştür! Biz bir şey yapmaya karar verdik mi bekleyecek vaktimiz olmuyor. Hemen vücuda gelsin istiyoruz. Doğruyu yanlışı gözetmek sonraya kalıyor. Hem yıkmakta hem de yapmakta aynı anlayış. Ne diyor bak Safahat 'ında Mehmet Akif: Yıkmak insanlara yapmak gibi kıymet mi verir, Onu en çolpa herifler de emin ol becerir. Sade sen gösteriver 'işte budur kubbe' diye, İki ırgatla iner şimdi Süleymaniye. Ama gel kaldıralım dendi mi heyhat o zaman, Bir Süleyman daha lazım yeniden bir de Sinan. Bunların v

Sinan Abi'yi de everdik

Dün itibariyle Sinan Abi de bekarlık günlerini tamamladı. Önce, seni başka türlü bu masaya oturtamayacağız bahanesi ile beni de şahit tuttuğu nikahını yaptık İstanbul'da. Sonra Sakarya'da halay, horon, çifte telli, misket, damat gibi her telden çalınan bir düğün ile noktayı koyduk. Allah mutluluklarını daim etsin.

Dikili ağaç

Bunca yıl bir dikili ağacım yok diyerek gezdim şu dünyada. Bu sabah demir ve betondan oluşan bir ağacım oldu! Oldu ama ben buna pek de sevinemedim! Üzerimden bir yük kalkmış gibi hissetmem ilginç aslında. Çünkü "dikili ağacım" olmayışına dair söylemim bir serzeniş değil bir gurur kaynağıymış aslında. Gurur duyuyormuşum üzerimdeki hırkadan başka bir şeyim olmayışıyla... Sanki biraz gururum kırıldı bu sabah. Bir tek tesellim var; köklerimin olduğu, ilkokul, orta ve liseyi okuduğum mekandan, Fatih'ten, ayrılmadım. Ayrılmayacağım! Her şeye rağmen o beton yığını "modern" sitelere sıkışmayacağım ben. Çocukluk anılarım köşe başlarında karşılayacak beni, değişen insanlara rağmen. Çıkıp yukarı yürüdüğümde ulaştığım Yavuz Selim'i görünce; beş yaşında sokağımdan tek başıma ilk ayrıldığımda avlusunda nasıl kaybolduğumu hatırlayıp gülümseyeceğim. Yana yürüdüğümde tüm ihtişamıyla karşıma dikilecek Fatih; acı tatlı anılarım canlanacak gözümde. Teravihler niyetiyle evden

Kendime not: Kadınlarla aşık atmaya kalkma

Bugün kazara "Türk kahvesi mi Nescafe mi içersin?" sorusuna kendimce şaklabanlık yaparak cevap verme gafletinde bulundum karşımdakilerin kadın olduğunu unutarak. Soruya "Hem nescafe hem de Türk kahvesi istiyorum, bir de iç içe olsunlar ama birbirlerine de karışmasınlar istiyorum! Yanında da çay kurabiyesi olursa tadından yenmez!" diyerek cevap verdim. Sonrası... Gelen fincanla yaşanan şok beklenen sonuç, bunu içerken seni izleyenlerin hali paha biçilemez! Sonuç: İki kadın yan yanayken aşık atmaya kalkma, zira içiçe konulmuş fincanlardan Türk kahvesi ve nescafeyi bir arada içmek hiç kolay olmuyor!

Nasıl iktidar olunur ya da iktidarda kalınır?

Birinci sorunun, nasıl iktidar olunur, en hızlı ve basit cevabı nasıl muhalefet olduğunuzdur! Geçen hafta iktidar bir yanlışa imza attı; Taksim'deki Gezi Parkını "yerle bir edip" oradaki ağaçları sökerek yerine eski bir binayı, Topçu Kışlası'nı, yeniden ihya etmeye kalktı. Sonrasında çıkan olaylarda polisin orantısız müdahalesi daha başka olumsuz hareketleri doğurdu ve gözlerini dikmiş bekleşen fırsatçılara bir kapı aralanmış oldu. Yetkililer çok geç bir açıklamayla geri adım attılar, ama olanlar çoktan olmuştu! Sonra Başbakan bir kez daha tüy dikti! Bize ne katacağı, halka ne faydası olacağını bir türlü anlamadığım Taksim Topçu Kışlasını yeniden imar edeceklerdi de ne olacaktı? Üstelik bunun yine üst gelir gurubunun kullanacağı bir "rezildans" ve AVM olarak kullanılabileceği yönünde beyanatlar bizzat Başbakanın ağzından duyuldu. Hatada ısrar eden, geri adımı bir türlü içine sindiremeyen Başbakan, söylemlerini yumuşatsa da açıklamaları hala tehditkardı: &q