Ana içeriğe atla

Farklı bakıp, farkı görebilmek...

Yıkık – dökük, çökmüş insanlara bir de, sizin arayıp durduğunuz hazinelere bir zaman sahip olduklarını ve onları kaybettikleri için o halde olabileceklerini düşünerek bakın.


Yorumlar

  1. Erkan,

    Kaybetmek bir yana hiç sahip olamayanlar bile var.Ama bu taşıdığımız bedenler var ya öyle açlar ki ne versen daha fazlasına göz dikiyor...

    Şükretmeyi ve sahip olduklarımızın kıymetini bilmek lazım.

    Sevgiyle KAL...

    Not:Baştan söyleyeyim gene yorum yapmamla alakalı bir espri yaparsan bu kez küsüp bir daha hiç yazmayacağım bilesin :)

    YanıtlayınSil
  2. Sanırım sahip olup kaybetmek hiç sahip olmamaktan daha çok can yakıyor...

    Evet, şükretmeli ve sahip olduklarımızın kıymetini bilmeliyiz. Ayrıca paylaşabileceklerimizi de paylaşmalıyız.

    YanıtlayınSil
  3. Erkan,

    Sahibine Mektuplar'da senin için bir mim var.Müsait olunca bir uğrayıver...

    Sevgiyle Kal...

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme

Fikriniz varsa buradan buyurun...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanı eğip, bükmek

Zaman, fiziki boyutların sanal olan dördüncüsü, elle tutulamayan. Zaman, içinde olayların ardı ardına gerçekleştiği boyut… Bilim adamlarına göre, aynen ışığın bükülebilmesi gibi zaman da eğrilip, bükülebilir ve eğer doğru koşullar gerçekleşirse yani yeterli hız yakalanırsa önce geleceğe ve daha sonra da geçmişe sıçramak mümkün olabilir. Bunu zaman yolculuğu gibi basit kavramlarla karıştırmayın. Bu şu “an” ın da içinde olduğu bir kavram. Öyleyse ne demek bu? Bu soruya cevap verebileceğimi pek sanmıyorum, haddime de değil zaten. Ama bu soru etrafında dolaşıldığında dahi çok farklı yerlere çıkan kapılar bulabiliyor insan. Çok sevdiğim bir çizgi dizide bir keşiş (“Avatar”) hava, su, toprak ve ateşi bükebiliyordu. Tüm dünyayı kurtaracak kişi olan keşişin bile zaman üzerinde böyle bir gücü yoktu. Sonra “Matrix” ve “Neo” var. Ancak o da olaylara hükmeder gibiydi, zamana değil ya da ben öyle algılamıştım. “Aslında bir kaşık yoktu!” ve “Kırmızılı kadın da bir ajandı.” değil mi? Ya “Hiro” iç

Duruş

Geçen hafta başından beri etrafımdaki insanlar beni şaşırtmaya devam ediyor. Sadece etrafımdakilerde değil güvendiğim insanlardan da akıl almaz sözler duyuyorum. İsrail denen terörist devletin son yaptıklarından sonra insanlar haklı olarak tepki verdiler. Tepki verdiler vermesine ama hep sonuna bir “ama” iliştirerek ya da akıl almaz öneriler ortaya atarak. Biri, “Bu yapılan akıl almaz, terörist devletten izin almak gerekirdi. Ben benim yardım kuruluşum böyle bir taleple geldiğinde hep aynı şeyi salık veriyorum.” diyiverdi.(Burada “Söz gümüşse sükût altındır.” Deyişi geliyor aklıma. Söylenme amacı iyi dahi olsa sonuçları berbat bence.) Bir başkası, “Hadi topyekûn savaşalım, intikamımızı alalım.” diye savaş çığlıkları atıyordu. Bu ikisi de aklına ve mantığına, zekâsına güvendiğim insanlardı. Bu konuda artık ikisine de olan saygımı yitirmiş bulunuyorum. Ülkemin başbakanıysa ondan bu sefer beklediğim şeyleri yapıyor. (Her zaman ki gibi yapmaması gerektiğini düşündüğüm bir ton şey de yapıy