Ana içeriğe atla

Bekleme Salonu

Tiyatro sezonunu pek takip edemedim bu sene. Gerçi bunda gitmek isteyip bilet bulamadığım oyunlarında bunda etkisi var. Bugün, sezon kapanmadan birkaç oyun daha izleyeyim diye biletimi alıp Reşat Nuri sahnesine gittim. Burada seyrettiğim oyunlarda hep bir enteresanlık oluyor.

Bekleme Salonu’nu seyrettim bugün. Oyun bir iş görüşmesi öncesinde bekleme salonunda olan iki erkek ve bir kadın arasındaki olayları anlatıyor. Başlangıcından sonunu tahmin etmek mümkün. Ancak yine de oyun izlenmeye değer. Bir de arkamda oturan üç bayan arkadaş tüm oyun boyunca yaptıkları yorumlarla sıkılmamı ve oyundan kopmamı engellemeseydiler! Oyun bitiminde dönüp kendilerini de alkışlayıp, tebrik ettim. Nedense çok şaşırdılar ve “Rahatsız mı oldunuz? Keşke söyleseydiniz.” diye kibarlıklarını da gösterdiler! Bir kez daha teşekkür ediyorum.

Oyun güzeldi. Tavsiye edilir...

Yorumlar

  1. Fatih Reşat Nuri Sahnesi :) henüz sezonu açamamış olsamda her sezon en az 1 kez gittiğim sahnedir burası..

    umarım benimde yakında yolum düşer..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Fikriniz varsa buradan buyurun...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Duruş

Geçen hafta başından beri etrafımdaki insanlar beni şaşırtmaya devam ediyor. Sadece etrafımdakilerde değil güvendiğim insanlardan da akıl almaz sözler duyuyorum. İsrail denen terörist devletin son yaptıklarından sonra insanlar haklı olarak tepki verdiler. Tepki verdiler vermesine ama hep sonuna bir “ama” iliştirerek ya da akıl almaz öneriler ortaya atarak. Biri, “Bu yapılan akıl almaz, terörist devletten izin almak gerekirdi. Ben benim yardım kuruluşum böyle bir taleple geldiğinde hep aynı şeyi salık veriyorum.” diyiverdi.(Burada “Söz gümüşse sükût altındır.” Deyişi geliyor aklıma. Söylenme amacı iyi dahi olsa sonuçları berbat bence.) Bir başkası, “Hadi topyekûn savaşalım, intikamımızı alalım.” diye savaş çığlıkları atıyordu. Bu ikisi de aklına ve mantığına, zekâsına güvendiğim insanlardı. Bu konuda artık ikisine de olan saygımı yitirmiş bulunuyorum. Ülkemin başbakanıysa ondan bu sefer beklediğim şeyleri yapıyor. (Her zaman ki gibi yapmaması gerektiğini düşündüğüm bir ton şey de yapıy

Zamanı eğip, bükmek

Zaman, fiziki boyutların sanal olan dördüncüsü, elle tutulamayan. Zaman, içinde olayların ardı ardına gerçekleştiği boyut… Bilim adamlarına göre, aynen ışığın bükülebilmesi gibi zaman da eğrilip, bükülebilir ve eğer doğru koşullar gerçekleşirse yani yeterli hız yakalanırsa önce geleceğe ve daha sonra da geçmişe sıçramak mümkün olabilir. Bunu zaman yolculuğu gibi basit kavramlarla karıştırmayın. Bu şu “an” ın da içinde olduğu bir kavram. Öyleyse ne demek bu? Bu soruya cevap verebileceğimi pek sanmıyorum, haddime de değil zaten. Ama bu soru etrafında dolaşıldığında dahi çok farklı yerlere çıkan kapılar bulabiliyor insan. Çok sevdiğim bir çizgi dizide bir keşiş (“Avatar”) hava, su, toprak ve ateşi bükebiliyordu. Tüm dünyayı kurtaracak kişi olan keşişin bile zaman üzerinde böyle bir gücü yoktu. Sonra “Matrix” ve “Neo” var. Ancak o da olaylara hükmeder gibiydi, zamana değil ya da ben öyle algılamıştım. “Aslında bir kaşık yoktu!” ve “Kırmızılı kadın da bir ajandı.” değil mi? Ya “Hiro” iç