Ana içeriğe atla

Bana beni anlatan okumalar, dinlemeler

Bana beni anlatan yazıları seviyorum...

“Çok yorgunum beni bekleme kaptan” - Nazan Bekiroğlu

Biraz abartarak bu yazıyı kendime yakıştırıyor olabilir miyim? Çok yüksek ihtimal...

...

Her defasında yanılacak, kırılırcasına dövülen kapıyı duymayacak, yanından geçip giden ezel tanışını tanımayacak, omuzlarından tutup sarsanı yalanlayacak kadar yorgunsun. Ya Rabbi! Yarattıklarının arasında benim dostluğuma dayanabilecek biri yok mu, diyen Şems’in yorgunluğuyla yorgun. Mevlânâ’yı görmeyecek, işitmeyecek denli. Benim ben, dendiğinde, sen değilsin sen, diyecek denli.

...

---

Bana beni anlatan şarkıları da seviyorum...

Gotye - Somebody That I Used To Know



Somebody That I Used To Know

Now and then I think of when we were together
Like when you said you felt so happy you could die
Told myself that you were right for me
But felt so lonely in your company
But that was love and it's an ache I still remember

You can get addicted to a certain kind of sadness
Like resignation to the end
Always the end
So when we found that we could not make sense
Well you said that we would still be friends
But I'll admit that I was glad that it was over

But you didn't have to cut me off
Make out like it never happened
And that we were nothing
And I don't even need your love
But you treat me like a stranger
And that feels so rough
You didn't have to stoop so low
Have your friends collect your records
And then change your number
I guess that I don't need that though
Now you're just somebody that I used to know

Now and then I think of all the times you screwed me over
But had me believing it was always something that I'd done
And I don't wanna live that way
Reading into every word you say
You said that you could let it go
And I wouldn't catch you hung up on somebody that you used to know...

But you didn't have to cut me off
Make out like it never happened
And that we were nothing
And I don't even need your love
But you treat me like a stranger
And that feels so rough
You didn't have to stoop so low
Have your friends collect your records
And then change your number
I guess that I don't need that though
Now you're just somebody that I used to know

I used to know
That I used to know

Somebody...

Yorumlar

  1. Sözlerini anlamıyorum ama bir kaç kere ilgiyle dinleyip izlemiştim bu videoyu.Hoş!..

    YanıtlaSil
  2. Hepimiz yorgunuz aslında.
    Öyle bir dönemden geçiyoruz ki ruhen ve bedenen dingin insan bulabilmek biraz zor.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Fikriniz varsa buradan buyurun...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanı eğip, bükmek

Zaman, fiziki boyutların sanal olan dördüncüsü, elle tutulamayan.
Zaman, içinde olayların ardı ardına gerçekleştiği boyut…
Bilim adamlarına göre, aynen ışığın bükülebilmesi gibi zaman da eğrilip, bükülebilir ve eğer doğru koşullar gerçekleşirse yani yeterli hız yakalanırsa önce geleceğe ve daha sonra da geçmişe sıçramak mümkün olabilir. Bunu zaman yolculuğu gibi basit kavramlarla karıştırmayın. Bu şu “an” ın da içinde olduğu bir kavram. Öyleyse ne demek bu?
Bu soruya cevap verebileceğimi pek sanmıyorum, haddime de değil zaten. Ama bu soru etrafında dolaşıldığında dahi çok farklı yerlere çıkan kapılar bulabiliyor insan.
Çok sevdiğim bir çizgi dizide bir keşiş (“Avatar”) hava, su, toprak ve ateşi bükebiliyordu. Tüm dünyayı kurtaracak kişi olan keşişin bile zaman üzerinde böyle bir gücü yoktu. Sonra “Matrix” ve “Neo” var. Ancak o da olaylara hükmeder gibiydi, zamana değil ya da ben öyle algılamıştım. “Aslında bir kaşık yoktu!” ve “Kırmızılı kadın da bir ajandı.” değil mi? Ya “Hiro” için ne…

Geliyor yaklaşmakta olan

Şimdi gece gece bu da nereden çıktı yazısı bu, baştan söyleyeyim. Pastör görünümlü ajanımız ülkesine dönmüş. Ekonomik kriz merhale merhale ilerliyor. Ama inanın ben bunlarla pek fazla ilgilenmiyorum.

Geçtiğimiz günlerde Fatih Altaylı bir yazısında günümüz Türkiye'sindeki problemleri sıralamış en sonundasa bunlardan değil de insanlığımızı kaybetmekten çekindiğine dair bir görüşle bitirmişti. Çok uzun bir vakittir ben de böyle hissediyorum.

Bir süredir internette "Adam sende! Oku diyorsun da insanlarda okuyacak mecal mi bıraktınız?" tarzında görüşlere rastlıyorum. Oysa Yunus Emre, Mevlana okumadan ya da Aşık Veysel dinlemeden neyin geldiğini, yaklaşmakta olanın ne olduğunu ve buna nasıl hazırlanman gerektiğini nereden bileceksin ki! İnsanların ne vakti, ne enerjisi ne de parası varmış okumak için!

Oku derken neyin kastedildiğini bile anlayamaz hale geldik. Yapı söküm yapmadan, cümlenin ya da kelimenin kökenine inmeden okuyup geçmişsin ne olacak ki? "Korka durun ölümde…