Ana içeriğe atla

Armudun sapı üzümün çöpü

Hem malta erikleri hem de can erikler çürüdü mutfak tezgahında.
Yeni bir şeyler söylemek lazımdı.
Lakin eskiler tüm yeni söylenecekleri söylemişti.
Bir karakter değişebilirdi, öyle söylenmişti.
Ancak değişmeyen tek şeyin değişim olduğu da sanırım bir yalandı.
Armudun sapı, üzümün hem çöpü hem de sapı vardı.
Alt komşum ikisini de ayıklayıp dolaba öyle koyardı.
Belki bildiğinden belki bilmediğinden belki de bilemeyeceğinden.
Ama bunun ona da faydası olmazdı.
Sonuçta üzümün çöpü armudun sapı vardı.
Bir de hem malta erikleri hem de can erikler çürüdü mutfak tezgahında.
Hocam, dün elektrik yoktu, sular da akmıyordu ayrıca.
Ve yine de her şeye rağmen "iyi ki kitaplar var"dı...

Yorumlar

  1. Değişir derler evet, ama değişir mi gerçekten..Bu kadar kesin bir yalan olabilir mi ? değişenini görmedim.Kendimde çok denedim, beceremedim..

    YanıtlaSil
  2. Gerçek dünya(ahiret) odaklı yaşayınca, değişiyor insan...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Fikriniz varsa buradan buyurun...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanı eğip, bükmek

Zaman, fiziki boyutların sanal olan dördüncüsü, elle tutulamayan.
Zaman, içinde olayların ardı ardına gerçekleştiği boyut…
Bilim adamlarına göre, aynen ışığın bükülebilmesi gibi zaman da eğrilip, bükülebilir ve eğer doğru koşullar gerçekleşirse yani yeterli hız yakalanırsa önce geleceğe ve daha sonra da geçmişe sıçramak mümkün olabilir. Bunu zaman yolculuğu gibi basit kavramlarla karıştırmayın. Bu şu “an” ın da içinde olduğu bir kavram. Öyleyse ne demek bu?
Bu soruya cevap verebileceğimi pek sanmıyorum, haddime de değil zaten. Ama bu soru etrafında dolaşıldığında dahi çok farklı yerlere çıkan kapılar bulabiliyor insan.
Çok sevdiğim bir çizgi dizide bir keşiş (“Avatar”) hava, su, toprak ve ateşi bükebiliyordu. Tüm dünyayı kurtaracak kişi olan keşişin bile zaman üzerinde böyle bir gücü yoktu. Sonra “Matrix” ve “Neo” var. Ancak o da olaylara hükmeder gibiydi, zamana değil ya da ben öyle algılamıştım. “Aslında bir kaşık yoktu!” ve “Kırmızılı kadın da bir ajandı.” değil mi? Ya “Hiro” için ne…

Geliyor yaklaşmakta olan

Şimdi gece gece bu da nereden çıktı yazısı bu, baştan söyleyeyim. Pastör görünümlü ajanımız ülkesine dönmüş. Ekonomik kriz merhale merhale ilerliyor. Ama inanın ben bunlarla pek fazla ilgilenmiyorum.

Geçtiğimiz günlerde Fatih Altaylı bir yazısında günümüz Türkiye'sindeki problemleri sıralamış en sonundasa bunlardan değil de insanlığımızı kaybetmekten çekindiğine dair bir görüşle bitirmişti. Çok uzun bir vakittir ben de böyle hissediyorum.

Bir süredir internette "Adam sende! Oku diyorsun da insanlarda okuyacak mecal mi bıraktınız?" tarzında görüşlere rastlıyorum. Oysa Yunus Emre, Mevlana okumadan ya da Aşık Veysel dinlemeden neyin geldiğini, yaklaşmakta olanın ne olduğunu ve buna nasıl hazırlanman gerektiğini nereden bileceksin ki! İnsanların ne vakti, ne enerjisi ne de parası varmış okumak için!

Oku derken neyin kastedildiğini bile anlayamaz hale geldik. Yapı söküm yapmadan, cümlenin ya da kelimenin kökenine inmeden okuyup geçmişsin ne olacak ki? "Korka durun ölümde…