Ana içeriğe atla

Kardeşlik bazen... (Kan bağıdır bazense değildir!)



Video Internetten kaybolursa diye dökümü...
...

- Kardeşlik zor iş be çiçoz.
- Kardeşlik zor...

- Küçükken güzel kardeşlik. Büyüyünce tadı pek yok. Mesela arkadaşını sevmezsin. Yani sana dönüp bir yamuk yaparsa hemen sırtını dönüp gidebilirsin. Ama kardeş öyle değil. Çünkü o senin kardeşin.

- Yapacağı her bir yamukta senin gözünün içine baka baka "Ama ben senin kardeşinim!" diyebilir sana. Çünkü o senin kardeşindir canına yanayım.

- Küçükken etrafındaki her şey büyük olduğu için söylemiş olduğun laflarda kocamandır. Kocaman kalır. "Senin için dünyayı yakarım kardeşim!" Kibrit bile çakamaz...

- Anladın?
- Küçükken öyledir.
- Anladın mı?

- "Seninin için canımı veririm!" der. Çünkü o zamanlar ölüm bile oyundur. Anlıyor musun? "Dıkş." Ah Vurdum. Ah öldüm. Ah bilmem ne... Yani... Rahat rahat ölebilir. Ölüm o kadar uzaktır ondan çünkü.

- Büyüyünce işler değişir. Lafların değeri azalır. "Ben senin için yaptım." "Seni düşündüğüm için yaptım." "Senin iyiliğin için yaptım." Felan... Bu laflar balon olur bazen. Bu laflar bazı insanların ağzında oyuncak olur bazen. Eğer hala küçüksen, hala büyümediysen küçükken söylemiş olduğun o kocaman lafların altında ezilirsin bazen.

- Öyle olur...

- Ama bir gün bir arkadaş çıkar karşına senin...
- "Ölecem" der!
- Ölür!
- Çünkü, o da senin gibidir. Anlatabildim mi ?Büyümemiştir daha... Hala masumdur. Hala enayidir!Hiçbir şekilde bilmez yamuk yapmak ne demektir. Adam satmak ne demektir. Hiçbir zaman arkana dolanmaz! Yanlış yapmaz.

- Benim aslan kardeşim...

- O zaman diğer insanların ne kadar sahtekar olduğunu daha net anlıyorsun. Hem de için yana yana... Kalbin acıyarak. Aslında sen enayisin, o değil!

- Ne demek istediğimi anladın mı?
- Mesela birini... Birini çok seversin ama yani öyle böyle değil! Kalpten seversin yani... Ama ona karşı hatırası var diye... İçinden, burandan, şurandan söküp atmaya kalkarsın, çalışırsın. İşte ne kadar becerebiliyorsan. O kadar...

- Kardeşlik cezadır bazen.
- Anladın mı beni?
- Cezadır... Borçtur... Yüktür... Mecburiyettir... Vefadır...
- Zor iş kardeşlik çiçoz. Zor...

...

Yorumlar

  1. Etkili bir sahne idi. Yalan mı? maalesef ki değil.

    YanıtlaSil
  2. kalpten seversen darbe yersin bu bir gercek;kardeşler küçükkene kardeş oluyor bir birilerini sevdiklerini sanıyorlar büyüğüpte işgüç sahibi oldularmı birbirilerinin ya malına göz dikerler yada eşine. zaten sende demişsin yabazen kanbağıdır bazendedeğildir aynen öyle.

    YanıtlaSil
  3. Okudum; izlemedim. Güzelmiş.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Fikriniz varsa buradan buyurun...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanı eğip, bükmek

Zaman, fiziki boyutların sanal olan dördüncüsü, elle tutulamayan.
Zaman, içinde olayların ardı ardına gerçekleştiği boyut…
Bilim adamlarına göre, aynen ışığın bükülebilmesi gibi zaman da eğrilip, bükülebilir ve eğer doğru koşullar gerçekleşirse yani yeterli hız yakalanırsa önce geleceğe ve daha sonra da geçmişe sıçramak mümkün olabilir. Bunu zaman yolculuğu gibi basit kavramlarla karıştırmayın. Bu şu “an” ın da içinde olduğu bir kavram. Öyleyse ne demek bu?
Bu soruya cevap verebileceğimi pek sanmıyorum, haddime de değil zaten. Ama bu soru etrafında dolaşıldığında dahi çok farklı yerlere çıkan kapılar bulabiliyor insan.
Çok sevdiğim bir çizgi dizide bir keşiş (“Avatar”) hava, su, toprak ve ateşi bükebiliyordu. Tüm dünyayı kurtaracak kişi olan keşişin bile zaman üzerinde böyle bir gücü yoktu. Sonra “Matrix” ve “Neo” var. Ancak o da olaylara hükmeder gibiydi, zamana değil ya da ben öyle algılamıştım. “Aslında bir kaşık yoktu!” ve “Kırmızılı kadın da bir ajandı.” değil mi? Ya “Hiro” için ne…

Geliyor yaklaşmakta olan

Şimdi gece gece bu da nereden çıktı yazısı bu, baştan söyleyeyim. Pastör görünümlü ajanımız ülkesine dönmüş. Ekonomik kriz merhale merhale ilerliyor. Ama inanın ben bunlarla pek fazla ilgilenmiyorum.

Geçtiğimiz günlerde Fatih Altaylı bir yazısında günümüz Türkiye'sindeki problemleri sıralamış en sonundasa bunlardan değil de insanlığımızı kaybetmekten çekindiğine dair bir görüşle bitirmişti. Çok uzun bir vakittir ben de böyle hissediyorum.

Bir süredir internette "Adam sende! Oku diyorsun da insanlarda okuyacak mecal mi bıraktınız?" tarzında görüşlere rastlıyorum. Oysa Yunus Emre, Mevlana okumadan ya da Aşık Veysel dinlemeden neyin geldiğini, yaklaşmakta olanın ne olduğunu ve buna nasıl hazırlanman gerektiğini nereden bileceksin ki! İnsanların ne vakti, ne enerjisi ne de parası varmış okumak için!

Oku derken neyin kastedildiğini bile anlayamaz hale geldik. Yapı söküm yapmadan, cümlenin ya da kelimenin kökenine inmeden okuyup geçmişsin ne olacak ki? "Korka durun ölümde…