Ana içeriğe atla

Empati

Dostum,

Uzun zamandır yazamamıştım sana. Yine hayat monotonlaştı. Yine gereksiz bir ton dünya koşturmacası arasında zaman akıp gitti.

Bugün ve önceki gün öyle iki olay yaşadım ki sana da anlatmak istedim.

Önceki gün yeğenimi görmeğe gittim. Tam yeğenimi kucağıma alacaktım ki birden ağlamaya başladı. Sonra aldığımda susar deyip yine de aldım ve daha da iç çekerek ağlamaya başladı. Bir haftadır görmediğim için beni yabancılamış, bizimkiler öyle dedi. Ablamın kucağında ona bakıp gülüyor bana bakıp dudaklarını sarkıtıyordu. Bu içimde öyle yer etti anlatamam!

Bugün ise başka benzer bir olayı daha yaşadım. Empatinin beni götürdüğü yerde üşüdüm, karanlıkta kaldım. Sonra gelecek adına korktum. Gündüz düşlerim adına korktum. İkimiz adına korktum. O empati duygusundan kaçmak istedim.

Biliyorsun ben çok duygusal bir adam değilim. Ama gördüklerim ve yaşadıklarımın düşündürdükleri gerçekten üzücü ve korkutucuydu. Çocuklarını kaybetmiş ve yıllar sonra bulmuş anne babalar geldi aklıma...

Korktum!

Allah'ım sen kimseye böyle bir şey yaşatma.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Duruş

Geçen hafta başından beri etrafımdaki insanlar beni şaşırtmaya devam ediyor. Sadece etrafımdakilerde değil güvendiğim insanlardan da akıl almaz sözler duyuyorum. İsrail denen terörist devletin son yaptıklarından sonra insanlar haklı olarak tepki verdiler. Tepki verdiler vermesine ama hep sonuna bir “ama” iliştirerek ya da akıl almaz öneriler ortaya atarak. Biri, “Bu yapılan akıl almaz, terörist devletten izin almak gerekirdi. Ben benim yardım kuruluşum böyle bir taleple geldiğinde hep aynı şeyi salık veriyorum.” diyiverdi.(Burada “Söz gümüşse sükût altındır.” Deyişi geliyor aklıma. Söylenme amacı iyi dahi olsa sonuçları berbat bence.) Bir başkası, “Hadi topyekûn savaşalım, intikamımızı alalım.” diye savaş çığlıkları atıyordu. Bu ikisi de aklına ve mantığına, zekâsına güvendiğim insanlardı. Bu konuda artık ikisine de olan saygımı yitirmiş bulunuyorum. Ülkemin başbakanıysa ondan bu sefer beklediğim şeyleri yapıyor. (Her zaman ki gibi yapmaması gerektiğini düşündüğüm bir ton şey de yapıy

Zamanı eğip, bükmek

Zaman, fiziki boyutların sanal olan dördüncüsü, elle tutulamayan. Zaman, içinde olayların ardı ardına gerçekleştiği boyut… Bilim adamlarına göre, aynen ışığın bükülebilmesi gibi zaman da eğrilip, bükülebilir ve eğer doğru koşullar gerçekleşirse yani yeterli hız yakalanırsa önce geleceğe ve daha sonra da geçmişe sıçramak mümkün olabilir. Bunu zaman yolculuğu gibi basit kavramlarla karıştırmayın. Bu şu “an” ın da içinde olduğu bir kavram. Öyleyse ne demek bu? Bu soruya cevap verebileceğimi pek sanmıyorum, haddime de değil zaten. Ama bu soru etrafında dolaşıldığında dahi çok farklı yerlere çıkan kapılar bulabiliyor insan. Çok sevdiğim bir çizgi dizide bir keşiş (“Avatar”) hava, su, toprak ve ateşi bükebiliyordu. Tüm dünyayı kurtaracak kişi olan keşişin bile zaman üzerinde böyle bir gücü yoktu. Sonra “Matrix” ve “Neo” var. Ancak o da olaylara hükmeder gibiydi, zamana değil ya da ben öyle algılamıştım. “Aslında bir kaşık yoktu!” ve “Kırmızılı kadın da bir ajandı.” değil mi? Ya “Hiro” iç