Ana içeriğe atla

Şimdi mi?

Ne yani şimdi mi başlayayım konuşmaya
Anlatmaya kendimi sana
Onca fırsatın varken beni tanımaya
Şimdi mi karar verdin dinlemeye
Bakmak yerine görmeye
Tüm uzuvlarım bağırırken sen sen diye
Doğuştan sağır gibiydi hallerin
Nefessiz kalıncaya kadar bakarken arkandan
Gör beni de diye çırpınırken önünde
Sağır olduğunu düşündüm sonunda
Körmüşsün de aynı zamanda ben varken karşında
Ne yani şimdi mi başlayayım konuşmaya
Kızgın bir hemşire gibi dikilirken önceleri karşımda
Sus sus konuşma diye ellerin dudaklarımda
Her halim haykırırken dilsiz bir köle gibi
Zincirlerimi çekip de sarsarken beni
Bir iğne elinde sus sus diye bağırırken karşımda
Ne yani şimdi mi başlayayım konuşmaya
Heceleyerek mi konuşmalıydım karşında
Tek tek tane tane
Anlamak yerine anlatmamı bekliyorsun hala
Uzunca bir zaman pandomim oynamadım karşında
Ne idiysem oydum
Uzandığımda sana dokunmak
Ağzımı açtığımda seninle konuşmak isteyen
Ne yani şimdi mi başlayayım konuşmaya
Hadi ben başladım diyelim
Peki, sen hazır mısın dinlemeye
Anlamaya biraz da, bakmak yerine görmeye
Hazır mısın benim gibi değil
Ama benimle düşünmeye
Ne yani şimdi mi başlayayım konuşmaya

Yorumlar

Yorum Gönderme

Fikriniz varsa buradan buyurun...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanı eğip, bükmek

Zaman, fiziki boyutların sanal olan dördüncüsü, elle tutulamayan.
Zaman, içinde olayların ardı ardına gerçekleştiği boyut…
Bilim adamlarına göre, aynen ışığın bükülebilmesi gibi zaman da eğrilip, bükülebilir ve eğer doğru koşullar gerçekleşirse yani yeterli hız yakalanırsa önce geleceğe ve daha sonra da geçmişe sıçramak mümkün olabilir. Bunu zaman yolculuğu gibi basit kavramlarla karıştırmayın. Bu şu “an” ın da içinde olduğu bir kavram. Öyleyse ne demek bu?
Bu soruya cevap verebileceğimi pek sanmıyorum, haddime de değil zaten. Ama bu soru etrafında dolaşıldığında dahi çok farklı yerlere çıkan kapılar bulabiliyor insan.
Çok sevdiğim bir çizgi dizide bir keşiş (“Avatar”) hava, su, toprak ve ateşi bükebiliyordu. Tüm dünyayı kurtaracak kişi olan keşişin bile zaman üzerinde böyle bir gücü yoktu. Sonra “Matrix” ve “Neo” var. Ancak o da olaylara hükmeder gibiydi, zamana değil ya da ben öyle algılamıştım. “Aslında bir kaşık yoktu!” ve “Kırmızılı kadın da bir ajandı.” değil mi? Ya “Hiro” için ne…

Geliyor yaklaşmakta olan

Şimdi gece gece bu da nereden çıktı yazısı bu, baştan söyleyeyim. Pastör görünümlü ajanımız ülkesine dönmüş. Ekonomik kriz merhale merhale ilerliyor. Ama inanın ben bunlarla pek fazla ilgilenmiyorum.

Geçtiğimiz günlerde Fatih Altaylı bir yazısında günümüz Türkiye'sindeki problemleri sıralamış en sonundasa bunlardan değil de insanlığımızı kaybetmekten çekindiğine dair bir görüşle bitirmişti. Çok uzun bir vakittir ben de böyle hissediyorum.

Bir süredir internette "Adam sende! Oku diyorsun da insanlarda okuyacak mecal mi bıraktınız?" tarzında görüşlere rastlıyorum. Oysa Yunus Emre, Mevlana okumadan ya da Aşık Veysel dinlemeden neyin geldiğini, yaklaşmakta olanın ne olduğunu ve buna nasıl hazırlanman gerektiğini nereden bileceksin ki! İnsanların ne vakti, ne enerjisi ne de parası varmış okumak için!

Oku derken neyin kastedildiğini bile anlayamaz hale geldik. Yapı söküm yapmadan, cümlenin ya da kelimenin kökenine inmeden okuyup geçmişsin ne olacak ki? "Korka durun ölümde…