Ana içeriğe atla

Delilik hali

Bir sabah aniden başladı
Sen geldiğinde mi
Ben gittiğimde mi
Bilemiyorum
Tek bildiğim
Aynadaki yansımamın kaybolduğu önce
Sana bakar buldum kendimi her sabah
Seni gördüm her karanlık camda
Suda, şarapta, her siluette
Bilir misin hiç nasıl bir duygu
Nasıl bir duygu
Her parıltıda seni görmek
Bilmezsin, bilemezsin ki ben de anlatamam
Tek bildiğim
Bir sabah aniden başladı
Bu delilik hali
Bilemiyorum tam olarak
Nasıl
Hangisi önce oldu
Sen mi geldin
Ben mi gittim yoksa
Tek bildiğim
Bir sabah aniden başladı
Bu delilik hali
Sonra ruhum kaybolmaya başladı
Peşinde
Önünde
Yaşantında
Ruhların kanatları yok
Bilir misin
Bilmezsin, bilemezsin ki ben de anlatamam
Tek bildiğim
Bir sabah aniden başladı
Terk etti ruhum bedenimi
Peşinden
Arkanda
Ruhum peşinde
Aklım sende kaldı
Bir sabah aniden başladı
Bu delilik hali
Sen gittiğinde mi
Ben geldiğimde mi
Bilemiyorum
Belki de bilmek istemiyorum
Tek bildiğim
Bu bir delilik hali
Ve bir sabah aniden başladı
Seni gördüğümde mi
Beni görmediğinde mi
Bilemiyorum

Yorumlar

  1. Yazana değil yazdırana bak derler ya öyle bir şey olmuş burada sanki.Bilirim durduk yere kalpten parmaklara dökülmez tüm bunlar.Umarım bu delilik halinin sonu hayal ettiğin gibi olur.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Fikriniz varsa buradan buyurun...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Duruş

Geçen hafta başından beri etrafımdaki insanlar beni şaşırtmaya devam ediyor. Sadece etrafımdakilerde değil güvendiğim insanlardan da akıl almaz sözler duyuyorum. İsrail denen terörist devletin son yaptıklarından sonra insanlar haklı olarak tepki verdiler. Tepki verdiler vermesine ama hep sonuna bir “ama” iliştirerek ya da akıl almaz öneriler ortaya atarak. Biri, “Bu yapılan akıl almaz, terörist devletten izin almak gerekirdi. Ben benim yardım kuruluşum böyle bir taleple geldiğinde hep aynı şeyi salık veriyorum.” diyiverdi.(Burada “Söz gümüşse sükût altındır.” Deyişi geliyor aklıma. Söylenme amacı iyi dahi olsa sonuçları berbat bence.) Bir başkası, “Hadi topyekûn savaşalım, intikamımızı alalım.” diye savaş çığlıkları atıyordu. Bu ikisi de aklına ve mantığına, zekâsına güvendiğim insanlardı. Bu konuda artık ikisine de olan saygımı yitirmiş bulunuyorum. Ülkemin başbakanıysa ondan bu sefer beklediğim şeyleri yapıyor. (Her zaman ki gibi yapmaması gerektiğini düşündüğüm bir ton şey de yapıy

Zamanı eğip, bükmek

Zaman, fiziki boyutların sanal olan dördüncüsü, elle tutulamayan. Zaman, içinde olayların ardı ardına gerçekleştiği boyut… Bilim adamlarına göre, aynen ışığın bükülebilmesi gibi zaman da eğrilip, bükülebilir ve eğer doğru koşullar gerçekleşirse yani yeterli hız yakalanırsa önce geleceğe ve daha sonra da geçmişe sıçramak mümkün olabilir. Bunu zaman yolculuğu gibi basit kavramlarla karıştırmayın. Bu şu “an” ın da içinde olduğu bir kavram. Öyleyse ne demek bu? Bu soruya cevap verebileceğimi pek sanmıyorum, haddime de değil zaten. Ama bu soru etrafında dolaşıldığında dahi çok farklı yerlere çıkan kapılar bulabiliyor insan. Çok sevdiğim bir çizgi dizide bir keşiş (“Avatar”) hava, su, toprak ve ateşi bükebiliyordu. Tüm dünyayı kurtaracak kişi olan keşişin bile zaman üzerinde böyle bir gücü yoktu. Sonra “Matrix” ve “Neo” var. Ancak o da olaylara hükmeder gibiydi, zamana değil ya da ben öyle algılamıştım. “Aslında bir kaşık yoktu!” ve “Kırmızılı kadın da bir ajandı.” değil mi? Ya “Hiro” iç