Ana içeriğe atla

Mavi Marmara*

Bir ülkü uğruna yaşayamıyorum
Ölürüm o halde bir ülkü uğruna
Bir karınca olamıyorsam
Kabe yollarında
Olamıyorsam bir kuş dahi ateşin karşısında
Bırakırsınız ölürüm bir ülkü, bir hak uğrunda

Bir ülkü uğruna dahi olsa öldüremem
Ne kadar aşağılık da olsa insan suretinde birini
Korkarım aşırıya gidenlerden olmaktan
Ama can olmak, bir çocuğun canına siper olmak varsa ucunda
Zalimin karşısında ayakta dururum hiç değilse
Ölürüm bir ülkü uğrunda
Ezilirim çöllerde bir karınca gibi
Yakarım kanatlarımı ateşin narında

Tüm denizler bizim
"Mavi" Marmara, "Kara"deniz ve "Ak"deniz bizim
Adı değişse de yegane dileğimdir
Bulunmak rotası Gazze olan bir gemide
Öldüremem kimseyi bir ülkü uğruna
Ülküm yaşatmaktır ne de olsa
Ve fakat yaşayamıyorsam ülküm uğrunda
Hiç değilse ölürüm yolunda...

*Gazze'ye gidecek bir sonraki gemide bulunmak adına taahhüdümdür.

Yorumlar

Yorum Gönderme

Fikriniz varsa buradan buyurun...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanı eğip, bükmek

Zaman, fiziki boyutların sanal olan dördüncüsü, elle tutulamayan.
Zaman, içinde olayların ardı ardına gerçekleştiği boyut…
Bilim adamlarına göre, aynen ışığın bükülebilmesi gibi zaman da eğrilip, bükülebilir ve eğer doğru koşullar gerçekleşirse yani yeterli hız yakalanırsa önce geleceğe ve daha sonra da geçmişe sıçramak mümkün olabilir. Bunu zaman yolculuğu gibi basit kavramlarla karıştırmayın. Bu şu “an” ın da içinde olduğu bir kavram. Öyleyse ne demek bu?
Bu soruya cevap verebileceğimi pek sanmıyorum, haddime de değil zaten. Ama bu soru etrafında dolaşıldığında dahi çok farklı yerlere çıkan kapılar bulabiliyor insan.
Çok sevdiğim bir çizgi dizide bir keşiş (“Avatar”) hava, su, toprak ve ateşi bükebiliyordu. Tüm dünyayı kurtaracak kişi olan keşişin bile zaman üzerinde böyle bir gücü yoktu. Sonra “Matrix” ve “Neo” var. Ancak o da olaylara hükmeder gibiydi, zamana değil ya da ben öyle algılamıştım. “Aslında bir kaşık yoktu!” ve “Kırmızılı kadın da bir ajandı.” değil mi? Ya “Hiro” için ne…

Geliyor yaklaşmakta olan

Şimdi gece gece bu da nereden çıktı yazısı bu, baştan söyleyeyim. Pastör görünümlü ajanımız ülkesine dönmüş. Ekonomik kriz merhale merhale ilerliyor. Ama inanın ben bunlarla pek fazla ilgilenmiyorum.

Geçtiğimiz günlerde Fatih Altaylı bir yazısında günümüz Türkiye'sindeki problemleri sıralamış en sonundasa bunlardan değil de insanlığımızı kaybetmekten çekindiğine dair bir görüşle bitirmişti. Çok uzun bir vakittir ben de böyle hissediyorum.

Bir süredir internette "Adam sende! Oku diyorsun da insanlarda okuyacak mecal mi bıraktınız?" tarzında görüşlere rastlıyorum. Oysa Yunus Emre, Mevlana okumadan ya da Aşık Veysel dinlemeden neyin geldiğini, yaklaşmakta olanın ne olduğunu ve buna nasıl hazırlanman gerektiğini nereden bileceksin ki! İnsanların ne vakti, ne enerjisi ne de parası varmış okumak için!

Oku derken neyin kastedildiğini bile anlayamaz hale geldik. Yapı söküm yapmadan, cümlenin ya da kelimenin kökenine inmeden okuyup geçmişsin ne olacak ki? "Korka durun ölümde…