Ana içeriğe atla

Bir şeyleri değiştirebilmek (Toyota Türkiye)

Çok uzun bir dönem uğraştım, didindim. Yazmadığım veya konuşmadığım mecra kalmadı. Burada da yer vermiştim. Çok canımı sıkmışlardı. Hala daha sıkkın ama en azından bir şeyleri değiştirebildim diye düşünüyorum. (Aldığım tüm tepkilere rağmen.) Tüm konuşma ve yazışmalardan sonra Toyota Türkiye'den gelen mesaj aşağıda;

"Sayın Erkan ŞEN,

...

Diğer taraftan başvuru sürecinizin değerlendirmesi yapılarak yaşanan gecikmelerin sebepleri araştırılmış ve sonuç olarak Toyota İletişim Merkezinde personel adedinde artışa gidilmiş olup ayrıcaMüşteri Başvuru Yönetim Sistemimizin 2011 senesinde yenilenmesine karar verilmiştir.


Sayın ŞEN,

Başvuru sürecinizde yaşanan gecikmelerden dolayı üzgün olduğumuzu belirtmek ister, operasyonumuzun gelişmesine yaptığınız katkılardan dolayı ayrıca teşekkür etmek isteriz.


Toyota dostluğunuzun devam etmesi dileklerimizle.


Saygılarımızla,


Toyota Müşteri İlişkileri"

Not: Biz suizan değil hüsnüzan ederiz. Yani biz de söylenen söze güven önde gelir.

Yorumlar

  1. :)) Pes dedirttin yani sonun da

    YanıtlaSil
  2. Pes demişler ama bir teşekkür etmemişler. Onun yerine özür dilemişler. Halbu ki bizi uyardığınız, hatalarımızı düzeltmemize yardım ettiğiniz için teşekkür ederiz demeliydiler.
    Kafa değişmemiş ama en azından istihdam artmış :)

    YanıtlaSil
  3. Pardon lan, meğer teşekkür etmişler.
    Neremle okudumsa artık :))

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Fikriniz varsa buradan buyurun...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Duruş

Geçen hafta başından beri etrafımdaki insanlar beni şaşırtmaya devam ediyor. Sadece etrafımdakilerde değil güvendiğim insanlardan da akıl almaz sözler duyuyorum. İsrail denen terörist devletin son yaptıklarından sonra insanlar haklı olarak tepki verdiler. Tepki verdiler vermesine ama hep sonuna bir “ama” iliştirerek ya da akıl almaz öneriler ortaya atarak. Biri, “Bu yapılan akıl almaz, terörist devletten izin almak gerekirdi. Ben benim yardım kuruluşum böyle bir taleple geldiğinde hep aynı şeyi salık veriyorum.” diyiverdi.(Burada “Söz gümüşse sükût altındır.” Deyişi geliyor aklıma. Söylenme amacı iyi dahi olsa sonuçları berbat bence.) Bir başkası, “Hadi topyekûn savaşalım, intikamımızı alalım.” diye savaş çığlıkları atıyordu. Bu ikisi de aklına ve mantığına, zekâsına güvendiğim insanlardı. Bu konuda artık ikisine de olan saygımı yitirmiş bulunuyorum. Ülkemin başbakanıysa ondan bu sefer beklediğim şeyleri yapıyor. (Her zaman ki gibi yapmaması gerektiğini düşündüğüm bir ton şey de yapıy

Zamanı eğip, bükmek

Zaman, fiziki boyutların sanal olan dördüncüsü, elle tutulamayan. Zaman, içinde olayların ardı ardına gerçekleştiği boyut… Bilim adamlarına göre, aynen ışığın bükülebilmesi gibi zaman da eğrilip, bükülebilir ve eğer doğru koşullar gerçekleşirse yani yeterli hız yakalanırsa önce geleceğe ve daha sonra da geçmişe sıçramak mümkün olabilir. Bunu zaman yolculuğu gibi basit kavramlarla karıştırmayın. Bu şu “an” ın da içinde olduğu bir kavram. Öyleyse ne demek bu? Bu soruya cevap verebileceğimi pek sanmıyorum, haddime de değil zaten. Ama bu soru etrafında dolaşıldığında dahi çok farklı yerlere çıkan kapılar bulabiliyor insan. Çok sevdiğim bir çizgi dizide bir keşiş (“Avatar”) hava, su, toprak ve ateşi bükebiliyordu. Tüm dünyayı kurtaracak kişi olan keşişin bile zaman üzerinde böyle bir gücü yoktu. Sonra “Matrix” ve “Neo” var. Ancak o da olaylara hükmeder gibiydi, zamana değil ya da ben öyle algılamıştım. “Aslında bir kaşık yoktu!” ve “Kırmızılı kadın da bir ajandı.” değil mi? Ya “Hiro” iç