Ana içeriğe atla

Gitmek isteyenlere

Git
Gitmek istediğinde
Gel denmesini beklemeden
Yakınlara yollar çizmek için

Git
Düzeltilecek kırgınlıklar olduğunda
Özur dilenmesini beklemeden
Yakınlarda dostlar bulmak için

Git
Dostlar uzaklarda olduğunda
Sorgulanmayı beklemeden
Yakınların acılarını silmek için

Git
En yitik parçlarını bulduğunda
Aynada ki kırgın yüzü beklemeden
Yakınlarda kendini bütün kılabilmek için

Git
Tüm yollar yakınlara çıkmasada
Uzakları yakın kılabilmek
Yakınlarda kalabilmek için

Git
Ama dön sonunda mutlaka
Aynadaki mutlu yüzünü görebilmek
Yakınlarını mesafelere rağmen sevebilmek için

Yorumlar

  1. Dönersen(m),
    aynı s(b)en olur mus(y)un?

    YanıtlayınSil
  2. Dönmek lazım henüz dönülebilecek yerlere gidiyorken.

    Evet, yakınlardan uzaklara döndüğünde insan aynı olmuyor gidenle. Ancak olmamalı da zaten, eğer her gidiş bir şeyler katmıyorsa ve geliştirmiyorsa seni ne önemi var gitmenin ya da dönmenin. Kalıp beklemeli o zaman aynı yerde aynı kişi olarak.

    YanıtlayınSil
  3. Ayrıca döndüğünde bulduklarında değişmiş olmalı belki eğer bırakıp gitmişsen yakınlara...

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme

Fikriniz varsa buradan buyurun...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanı eğip, bükmek

Zaman, fiziki boyutların sanal olan dördüncüsü, elle tutulamayan.
Zaman, içinde olayların ardı ardına gerçekleştiği boyut…
Bilim adamlarına göre, aynen ışığın bükülebilmesi gibi zaman da eğrilip, bükülebilir ve eğer doğru koşullar gerçekleşirse yani yeterli hız yakalanırsa önce geleceğe ve daha sonra da geçmişe sıçramak mümkün olabilir. Bunu zaman yolculuğu gibi basit kavramlarla karıştırmayın. Bu şu “an” ın da içinde olduğu bir kavram. Öyleyse ne demek bu?
Bu soruya cevap verebileceğimi pek sanmıyorum, haddime de değil zaten. Ama bu soru etrafında dolaşıldığında dahi çok farklı yerlere çıkan kapılar bulabiliyor insan.
Çok sevdiğim bir çizgi dizide bir keşiş (“Avatar”) hava, su, toprak ve ateşi bükebiliyordu. Tüm dünyayı kurtaracak kişi olan keşişin bile zaman üzerinde böyle bir gücü yoktu. Sonra “Matrix” ve “Neo” var. Ancak o da olaylara hükmeder gibiydi, zamana değil ya da ben öyle algılamıştım. “Aslında bir kaşık yoktu!” ve “Kırmızılı kadın da bir ajandı.” değil mi? Ya “Hiro” için ne…

Geliyor yaklaşmakta olan

Şimdi gece gece bu da nereden çıktı yazısı bu, baştan söyleyeyim. Pastör görünümlü ajanımız ülkesine dönmüş. Ekonomik kriz merhale merhale ilerliyor. Ama inanın ben bunlarla pek fazla ilgilenmiyorum.

Geçtiğimiz günlerde Fatih Altaylı bir yazısında günümüz Türkiye'sindeki problemleri sıralamış en sonundasa bunlardan değil de insanlığımızı kaybetmekten çekindiğine dair bir görüşle bitirmişti. Çok uzun bir vakittir ben de böyle hissediyorum.

Bir süredir internette "Adam sende! Oku diyorsun da insanlarda okuyacak mecal mi bıraktınız?" tarzında görüşlere rastlıyorum. Oysa Yunus Emre, Mevlana okumadan ya da Aşık Veysel dinlemeden neyin geldiğini, yaklaşmakta olanın ne olduğunu ve buna nasıl hazırlanman gerektiğini nereden bileceksin ki! İnsanların ne vakti, ne enerjisi ne de parası varmış okumak için!

Oku derken neyin kastedildiğini bile anlayamaz hale geldik. Yapı söküm yapmadan, cümlenin ya da kelimenin kökenine inmeden okuyup geçmişsin ne olacak ki? "Korka durun ölümde…