Ana içeriğe atla

Gecenin üçü

Gecenin üçü
İstanbullu uyuyor
Yıldızlı göğün altında
Bir ben ayakta
Bir de O belki

Gecenin üçü
İstanbul ayakta
Yıldızlı gece selam durmakta
Bir ben ah içinde
Bir de O belki

Gecenin üçü
İstanbul çığlık çığlığa
Yıldızların yansımasında
Ben O’nu görürken
O’da beni görmekte belki

* Benimle aynı İstanbul gecesinde yıldızları seyreden herkese...

Yorumlar

  1. Yazdığın eleştiriye cevap yazacaktım ama bu güzel şiir durdurdu beni...Hırçın bir kızım ben isyan etmesem, yanlış gelene inatla baş kaldırmasam olmaz.Neyse ki böyle güzel bir şiir duygusal tarafımı harekete geçirdi de hayatta tartışmaktan daha güzel şeyler paylaşılabildiğini anımsadım.Eline ve yüreğine sağlık...

    Sevgiyle kal..

    YanıtlayınSil
  2. Teşekkürler... Sevgi hiç birimizden eksik olmasın.

    Not: Hırçın olmak kötü birşey değil, sen hep öyle kal. Ama ben aslında senin görüşlerine katıldığımı belirtip küçük bir eklenti yapmıştım. ;)

    YanıtlayınSil
  3. Sevgili Erkan!
    Tek ve ortak görülen şey bir ay ve yıldızlar. Ah bir de duyumsayan olsa. Ve o gözle bakabilse. Evrenin ve sevginin işleyişine...
    Sevgiyle.

    YanıtlayınSil
  4. şiirleriniz cok guzel.

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme

Fikriniz varsa buradan buyurun...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanı eğip, bükmek

Zaman, fiziki boyutların sanal olan dördüncüsü, elle tutulamayan. Zaman, içinde olayların ardı ardına gerçekleştiği boyut… Bilim adamlarına göre, aynen ışığın bükülebilmesi gibi zaman da eğrilip, bükülebilir ve eğer doğru koşullar gerçekleşirse yani yeterli hız yakalanırsa önce geleceğe ve daha sonra da geçmişe sıçramak mümkün olabilir. Bunu zaman yolculuğu gibi basit kavramlarla karıştırmayın. Bu şu “an” ın da içinde olduğu bir kavram. Öyleyse ne demek bu? Bu soruya cevap verebileceğimi pek sanmıyorum, haddime de değil zaten. Ama bu soru etrafında dolaşıldığında dahi çok farklı yerlere çıkan kapılar bulabiliyor insan. Çok sevdiğim bir çizgi dizide bir keşiş (“Avatar”) hava, su, toprak ve ateşi bükebiliyordu. Tüm dünyayı kurtaracak kişi olan keşişin bile zaman üzerinde böyle bir gücü yoktu. Sonra “Matrix” ve “Neo” var. Ancak o da olaylara hükmeder gibiydi, zamana değil ya da ben öyle algılamıştım. “Aslında bir kaşık yoktu!” ve “Kırmızılı kadın da bir ajandı.” değil mi? Ya “Hiro” iç

Duruş

Geçen hafta başından beri etrafımdaki insanlar beni şaşırtmaya devam ediyor. Sadece etrafımdakilerde değil güvendiğim insanlardan da akıl almaz sözler duyuyorum. İsrail denen terörist devletin son yaptıklarından sonra insanlar haklı olarak tepki verdiler. Tepki verdiler vermesine ama hep sonuna bir “ama” iliştirerek ya da akıl almaz öneriler ortaya atarak. Biri, “Bu yapılan akıl almaz, terörist devletten izin almak gerekirdi. Ben benim yardım kuruluşum böyle bir taleple geldiğinde hep aynı şeyi salık veriyorum.” diyiverdi.(Burada “Söz gümüşse sükût altındır.” Deyişi geliyor aklıma. Söylenme amacı iyi dahi olsa sonuçları berbat bence.) Bir başkası, “Hadi topyekûn savaşalım, intikamımızı alalım.” diye savaş çığlıkları atıyordu. Bu ikisi de aklına ve mantığına, zekâsına güvendiğim insanlardı. Bu konuda artık ikisine de olan saygımı yitirmiş bulunuyorum. Ülkemin başbakanıysa ondan bu sefer beklediğim şeyleri yapıyor. (Her zaman ki gibi yapmaması gerektiğini düşündüğüm bir ton şey de yapıy