Ana içeriğe atla

Yeni Türk Lirası Simgesi

Türk Lirası'nın düne kadar bir simgesi yoktu. Başbakanın da katıldığı bir toplantıda yeni simge tanıtıldı. Tasarımı yapanın simgesini Merkez Bankası biraz daha değiştirmiş. "T" harfinin üst çizgilerini simgeleyen iki paralel çizgiyi bir ucu yukarıya bir ucu aşağıya bakacak şekilde düzenlemişler ve biraz da kuyruğunu uzatmışlar. (Sağdaki tasarımcının hali, soldaki Merkez Bankasının)


Ben de sadece on beş dakika uğraşıp kendime göre simgeyi düzenledim. Aşağıdaki simge de bana ait. Hani Merkez Bankası kendine göre yorumlamış ya simgeyi. Ben de kendime göre yorumladım:
  • t'yi temsil eden çizimin ucu ile L'yi temsil eden çizgilerin ucu aynı hizada ve dengeyi,
  • t'yi temsil eden harfin çift çizgisi Mevlevi kültüründeki gökten toprağa aktarımı,
  • t'nin iki çizgisindeki paralellik de eşitlik ve adaleti,
  • L harfinin gövdesindeki düzlük doğruluğu temsil ediyor.

Nasıl, daha iyi olmamış mı?

Not: Mevlevilik ya da tasavvufun parayla ilişkilendirilmesinin hoş olmadığı yorumlarına peşin cevap vereyim. Adaletli ve kimsenin hakkını yemeden, aç gözlü bir şekilde hareket etmeyip, hak edenin ve ihtiyaç sahibinin haklarını teslim ettiğiniz sürece yani helalinden kazanıp-harcadığınız sürece bu tasavvufi bir yaklaşımdır.


Yorumlar

  1. Çiziminiz yorumlarınızla birleşince beğenilmeyecek gibi değil gerçekten...

    YanıtlayınSil
  2. (Sizin yorumunuz) tek kelimeyle mükemmel olmuş, ben bri türlü sindiremedim MB'nin tasarımını.

    Kavisli iki doğru üç tarafı denizle çevrili ülkemiz için daha anlamlı.

    Deniz ve dalga nevinden.

    L'nin kavisli ucu da dağları ovaları anlatıyor.

    L'nin dik doğrusu da, özgürlüğü bağımsızlığı :)

    YanıtlayınSil
  3. Bilgisayarda bu programı kurmadan çalıştırabilirsiniz resimli anlatım burada : http://gurutekno.blogspot.com/2012/03/tl-simgesini-herhangi-bir-yukleme.html

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme

Fikriniz varsa buradan buyurun...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanı eğip, bükmek

Zaman, fiziki boyutların sanal olan dördüncüsü, elle tutulamayan.
Zaman, içinde olayların ardı ardına gerçekleştiği boyut…
Bilim adamlarına göre, aynen ışığın bükülebilmesi gibi zaman da eğrilip, bükülebilir ve eğer doğru koşullar gerçekleşirse yani yeterli hız yakalanırsa önce geleceğe ve daha sonra da geçmişe sıçramak mümkün olabilir. Bunu zaman yolculuğu gibi basit kavramlarla karıştırmayın. Bu şu “an” ın da içinde olduğu bir kavram. Öyleyse ne demek bu?
Bu soruya cevap verebileceğimi pek sanmıyorum, haddime de değil zaten. Ama bu soru etrafında dolaşıldığında dahi çok farklı yerlere çıkan kapılar bulabiliyor insan.
Çok sevdiğim bir çizgi dizide bir keşiş (“Avatar”) hava, su, toprak ve ateşi bükebiliyordu. Tüm dünyayı kurtaracak kişi olan keşişin bile zaman üzerinde böyle bir gücü yoktu. Sonra “Matrix” ve “Neo” var. Ancak o da olaylara hükmeder gibiydi, zamana değil ya da ben öyle algılamıştım. “Aslında bir kaşık yoktu!” ve “Kırmızılı kadın da bir ajandı.” değil mi? Ya “Hiro” için ne…

Geliyor yaklaşmakta olan

Şimdi gece gece bu da nereden çıktı yazısı bu, baştan söyleyeyim. Pastör görünümlü ajanımız ülkesine dönmüş. Ekonomik kriz merhale merhale ilerliyor. Ama inanın ben bunlarla pek fazla ilgilenmiyorum.

Geçtiğimiz günlerde Fatih Altaylı bir yazısında günümüz Türkiye'sindeki problemleri sıralamış en sonundasa bunlardan değil de insanlığımızı kaybetmekten çekindiğine dair bir görüşle bitirmişti. Çok uzun bir vakittir ben de böyle hissediyorum.

Bir süredir internette "Adam sende! Oku diyorsun da insanlarda okuyacak mecal mi bıraktınız?" tarzında görüşlere rastlıyorum. Oysa Yunus Emre, Mevlana okumadan ya da Aşık Veysel dinlemeden neyin geldiğini, yaklaşmakta olanın ne olduğunu ve buna nasıl hazırlanman gerektiğini nereden bileceksin ki! İnsanların ne vakti, ne enerjisi ne de parası varmış okumak için!

Oku derken neyin kastedildiğini bile anlayamaz hale geldik. Yapı söküm yapmadan, cümlenin ya da kelimenin kökenine inmeden okuyup geçmişsin ne olacak ki? "Korka durun ölümde…