Ana içeriğe atla

Tercih

Hangisi daha iyi?

Birini tanımaya çalışarak sevmek mi?

Birini sevdiğiniz için tanımaya çalışmak mı?

Birini olduğu kişi olduğu için sevmek mi?

Birini gelecekte olabileceği kişi için sevmek mi?

Ya da...

Birini, sizi dönüştüreceği kişi için sevmek mi?

Birini, sizinle olacağı kişi olduğu için sevmek mi?

Ya da...

Birinin yukarıdakilerden birini seçip sizi sevmesi mi?

Hangisi daha kötü?

Yorumlar

  1. Başkası hakkında değilde kendimi neden seviyorum yada sevme biçimimi neden seviyorum siye sorduğumda kesinlikle cevabım şu olurdu: "Kendimi, onunla olacağım kişi olduğum için seviyorum"


    Ama diğer türlü yani sorduğun gibi düşündükçe, bunların hiçbiri diyebilirim. "Birini hayatımda olmasını istediğim için, birazda kendi bencilliğim için seviyorum ben." Çok da tercih yada nedenlere bağlamadan, durup düşündüğümde yanında huzuru bulacağıma inandığım için, rahatlıkla yanında susabileceğim ve sustuğum anlarda "noldu" demeyecek biri olduğu için severim.

    Burcu bana çok güzel bir şey söylemişti. "sen ne düşünürsen düşün, ne hissedersen hisset, senin kararların benim sana duyduğum sevgiyi değiştirmez."

    Bu da böyle bir şey.

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme

Fikriniz varsa buradan buyurun...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanı eğip, bükmek

Zaman, fiziki boyutların sanal olan dördüncüsü, elle tutulamayan.
Zaman, içinde olayların ardı ardına gerçekleştiği boyut…
Bilim adamlarına göre, aynen ışığın bükülebilmesi gibi zaman da eğrilip, bükülebilir ve eğer doğru koşullar gerçekleşirse yani yeterli hız yakalanırsa önce geleceğe ve daha sonra da geçmişe sıçramak mümkün olabilir. Bunu zaman yolculuğu gibi basit kavramlarla karıştırmayın. Bu şu “an” ın da içinde olduğu bir kavram. Öyleyse ne demek bu?
Bu soruya cevap verebileceğimi pek sanmıyorum, haddime de değil zaten. Ama bu soru etrafında dolaşıldığında dahi çok farklı yerlere çıkan kapılar bulabiliyor insan.
Çok sevdiğim bir çizgi dizide bir keşiş (“Avatar”) hava, su, toprak ve ateşi bükebiliyordu. Tüm dünyayı kurtaracak kişi olan keşişin bile zaman üzerinde böyle bir gücü yoktu. Sonra “Matrix” ve “Neo” var. Ancak o da olaylara hükmeder gibiydi, zamana değil ya da ben öyle algılamıştım. “Aslında bir kaşık yoktu!” ve “Kırmızılı kadın da bir ajandı.” değil mi? Ya “Hiro” için ne…

Geliyor yaklaşmakta olan

Şimdi gece gece bu da nereden çıktı yazısı bu, baştan söyleyeyim. Pastör görünümlü ajanımız ülkesine dönmüş. Ekonomik kriz merhale merhale ilerliyor. Ama inanın ben bunlarla pek fazla ilgilenmiyorum.

Geçtiğimiz günlerde Fatih Altaylı bir yazısında günümüz Türkiye'sindeki problemleri sıralamış en sonundasa bunlardan değil de insanlığımızı kaybetmekten çekindiğine dair bir görüşle bitirmişti. Çok uzun bir vakittir ben de böyle hissediyorum.

Bir süredir internette "Adam sende! Oku diyorsun da insanlarda okuyacak mecal mi bıraktınız?" tarzında görüşlere rastlıyorum. Oysa Yunus Emre, Mevlana okumadan ya da Aşık Veysel dinlemeden neyin geldiğini, yaklaşmakta olanın ne olduğunu ve buna nasıl hazırlanman gerektiğini nereden bileceksin ki! İnsanların ne vakti, ne enerjisi ne de parası varmış okumak için!

Oku derken neyin kastedildiğini bile anlayamaz hale geldik. Yapı söküm yapmadan, cümlenin ya da kelimenin kökenine inmeden okuyup geçmişsin ne olacak ki? "Korka durun ölümde…