Ana içeriğe atla

.

Yorumlar

  1. BİR GÜN ANLARSIN

    Uykuların kaçar geceleri, bir türlü sabah olmayı bilmez
    Dikilir gözlerin tavanda bir "nokta"ya
    Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
    Ne çarşaf halden anlar ne yastık
    Girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık
    Onun unutamadığın hayali
    Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine
    Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
    Sevmek ne imiş bir gün anlarsın

    Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu
    Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin
    Gün gelir de sesini bir kerecik duyabilmek için
    Vurursun başını soğuk taş duvarlara
    Büyür gitgide incinmişliğin kırılmışlığın
    Duyarsın
    Ta derinden acısını, çaresiz kalmışlığın
    Sevmek ne imiş bir gün anlarsın

    Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
    Niçin yaratıldığını
    Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini
    Uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini
    Boşuna geçip giden günlerine yanarsın
    Dolar gözlerin, için burkulur
    Sevmek ne imiş bir gün anlarsın

    Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların
    Sevilen gözlerin erişilmezliğini
    O hiç beklenmeyen saat geldi mi
    Düşer saçların önüne, ama bembeyaz
    Uzanır, gökyüzüne ellerin
    Ama çaresiz
    Ama yorgun
    Ama bitkin
    Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın
    Sonra dizilir birbiri ardına gerçekler, acı
    Sevmek ne imiş bir gün anlarsın

    Bir gün anlarsın hayal kurmayı
    Beklemeyi, ümit etmeyi
    Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
    Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
    Lanet edersin yaşadığına
    Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
    O zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden

    Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın

    Ümit Yaşar OĞUZCAN

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Fikriniz varsa buradan buyurun...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Duruş

Geçen hafta başından beri etrafımdaki insanlar beni şaşırtmaya devam ediyor. Sadece etrafımdakilerde değil güvendiğim insanlardan da akıl almaz sözler duyuyorum. İsrail denen terörist devletin son yaptıklarından sonra insanlar haklı olarak tepki verdiler. Tepki verdiler vermesine ama hep sonuna bir “ama” iliştirerek ya da akıl almaz öneriler ortaya atarak. Biri, “Bu yapılan akıl almaz, terörist devletten izin almak gerekirdi. Ben benim yardım kuruluşum böyle bir taleple geldiğinde hep aynı şeyi salık veriyorum.” diyiverdi.(Burada “Söz gümüşse sükût altındır.” Deyişi geliyor aklıma. Söylenme amacı iyi dahi olsa sonuçları berbat bence.) Bir başkası, “Hadi topyekûn savaşalım, intikamımızı alalım.” diye savaş çığlıkları atıyordu. Bu ikisi de aklına ve mantığına, zekâsına güvendiğim insanlardı. Bu konuda artık ikisine de olan saygımı yitirmiş bulunuyorum. Ülkemin başbakanıysa ondan bu sefer beklediğim şeyleri yapıyor. (Her zaman ki gibi yapmaması gerektiğini düşündüğüm bir ton şey de yapıy

Zamanı eğip, bükmek

Zaman, fiziki boyutların sanal olan dördüncüsü, elle tutulamayan. Zaman, içinde olayların ardı ardına gerçekleştiği boyut… Bilim adamlarına göre, aynen ışığın bükülebilmesi gibi zaman da eğrilip, bükülebilir ve eğer doğru koşullar gerçekleşirse yani yeterli hız yakalanırsa önce geleceğe ve daha sonra da geçmişe sıçramak mümkün olabilir. Bunu zaman yolculuğu gibi basit kavramlarla karıştırmayın. Bu şu “an” ın da içinde olduğu bir kavram. Öyleyse ne demek bu? Bu soruya cevap verebileceğimi pek sanmıyorum, haddime de değil zaten. Ama bu soru etrafında dolaşıldığında dahi çok farklı yerlere çıkan kapılar bulabiliyor insan. Çok sevdiğim bir çizgi dizide bir keşiş (“Avatar”) hava, su, toprak ve ateşi bükebiliyordu. Tüm dünyayı kurtaracak kişi olan keşişin bile zaman üzerinde böyle bir gücü yoktu. Sonra “Matrix” ve “Neo” var. Ancak o da olaylara hükmeder gibiydi, zamana değil ya da ben öyle algılamıştım. “Aslında bir kaşık yoktu!” ve “Kırmızılı kadın da bir ajandı.” değil mi? Ya “Hiro” iç