Ana içeriğe atla

Açılış

Herkese selamlar,

Şimdi herkes dönüş yolundayken bir kez daha yola yeni çıkıyorum. Bu yüzden de ilk yazımın bunu açıklayıcı ve birazda bana dair olmasını istedim.

Birçok şeyi geriden takip eden biri olarak hiç pişman olmadım aslında. Öyle ki herkes okurken ben çalışıyordum. Herkes çalışırkense ben yanında bir de okumakta ısrarcıydım. Neredeyse etrafımdaki herkes askere gidip gelirken ben yine acelem yok diyordum. Şimdi onu da etrafımda ki son kişi olarak yaptım neredeyse... (Neredeyse çünkü bir dostum hala bu konuda benimle yarışıyor ve sanırım benim rekorumu geçmekte pekte zorlanmayacak...)

Burada içimden gelen, yaşadığım bazı şeyleri paylaşmak için bazen, ama daha çok hemen herkesin aklına gelen fikirlerimin yandaşlarını bulmak ve birazda onların bu konular hakkındaki görüşlerini duymak için yazacağım. Kesinlikle bir şair edasıyla değil ama arada bazı şiirlerimi de paylaşıp, okuyanların yorumlarını görmek de iyi olacak. Başkalarının sevdiğim yazılarını da paylaşacağım buradan. Bu sayfalarda yaptığım ve yapacağım gezilere ilişkin notlarda bulacaksınız sıklıkla.

Birazda neden "Saatçi ve Kör saatçi" buranın adı onu açıklamak isterim. Bu belki de burada ne tarz şeyler bulacağınızı da açıklar. Teşekkürler ki, internet büyük ve güzel bir kaynak. Wikipedia'daki şu sayfa (tr.wikipedia.org/wiki/Kör_Saatçi)Saatçi ve Kör saatçi kavramlarını kısaca açıklayacaktır ve eminim şu an anlam veremeseniz de, burayı takip ettikçe bunun nedenini biraz daha iyi anlamanıza yardımı olacak.

En kısa sürede geçmişe yönelik yazı ve güncellemelerle içeriği zenginleştirmeye çalışacağım.

Eğlenceli ve mutlu günlerde buluşmak dileğiyle, saygılar ve sevgiler...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Allahumme ecirna min şerri siyaset"*

*Baştan söyleyeyim başlıktaki söz; "Allah'ım beni siyasetin şerrinden koru" anlamına geliyor ve koca bir külliyata imza atmış Said Nursi'ye atfediliyor. Ortam o kadar kirlendi ki, artık görüş açıklamaktan çekinir oldum. Geçmişim ortada. Sempati duyduklarım da eleştirdiklerim de... Orta bir yol tutturmaya çalışırken desteklediklerim de karşı çıktıklarım da burada yazılı olarak duruyor. FEM’e gittiğim, ilk üniversite yılımda "hizmetin" yurdunda kaldığım da geçmişimin bir parçası. Bir dönem destekçileri olduğum da... Hatta eleştirilerimin tamamını kapalı kapılar ardında yapıp, partizancasına savunduğum dönemleri de hatırlıyordur arkadaşlarım. Bu nedenle "hizmet" denilen olgunun ne olduğunu az çok bildiğimi düşünürüm. Hatta bir dönem içlerindeki hemen herkesin halisane bir şekilde çalıştığına da bizzat şahidim. Ancak o dönem o kadar kısa sürdü ki... Eminim şu an bile deli gibi memleket ve din adına çalışan, ne yapıyorsa bu uğurda yaptığını düşünen bi

Zamanı eğip, bükmek

Zaman, fiziki boyutların sanal olan dördüncüsü, elle tutulamayan. Zaman, içinde olayların ardı ardına gerçekleştiği boyut… Bilim adamlarına göre, aynen ışığın bükülebilmesi gibi zaman da eğrilip, bükülebilir ve eğer doğru koşullar gerçekleşirse yani yeterli hız yakalanırsa önce geleceğe ve daha sonra da geçmişe sıçramak mümkün olabilir. Bunu zaman yolculuğu gibi basit kavramlarla karıştırmayın. Bu şu “an” ın da içinde olduğu bir kavram. Öyleyse ne demek bu? Bu soruya cevap verebileceğimi pek sanmıyorum, haddime de değil zaten. Ama bu soru etrafında dolaşıldığında dahi çok farklı yerlere çıkan kapılar bulabiliyor insan. Çok sevdiğim bir çizgi dizide bir keşiş (“Avatar”) hava, su, toprak ve ateşi bükebiliyordu. Tüm dünyayı kurtaracak kişi olan keşişin bile zaman üzerinde böyle bir gücü yoktu. Sonra “Matrix” ve “Neo” var. Ancak o da olaylara hükmeder gibiydi, zamana değil ya da ben öyle algılamıştım. “Aslında bir kaşık yoktu!” ve “Kırmızılı kadın da bir ajandı.” değil mi? Ya “Hiro” iç

Belki üstümüzden bir kuş geçer

Uzunca zamandır okuyorum. Hem de oldukça fazla. Okuduklarından bende yer edenlerin sayısı çok fazla değil. Bir yazarın belki onlarca eserini okuyor ama içlerinden bir tanesine tav oluyorum. Yüzlerce sayfalık bir şiir kitabından bazen sadece bir tane şiir çıkıyor; acaba benim anladığımı mı yazmış şair dediğim. Ya da bir kitabın bir tek cümlesi beni mest etse yetiyor bana. Uzunca zamandır müzik de dinliyorum. Çok farklı şeyler değil. Ama yinede arada yakaladığım bana özel şeyler de oluyor. Bir şarkının tek bir cümlesi ya da tüm albümdeki tek bir melodi beni alıp götürebiliyor çok uzaklara. Dün aklıma gelmemişti adı Yüksek Sadakat'in "Belki üstümüzden bir kuş geçer" şarkısının. Grup çok başarılı mı? Bence değil. Ama öyle birkaç şarkısı var ki; eh be adam nasıl yazdın bunları dedirtiyor. Gül renginde gün doğarken Boğazdan gemiler usulca geçerken Gel çıkalım bu şehirden Ağaçlar,gökyüzü ve toprak uyurken Dolaşalım kumsallarda Çılgın kalabalık artık uzaklarda Yorulu