Ana içeriğe atla

Yapmayın!

Ne Soma için ne de başka bir felaketin mağdurları için etkinlik yapmayın!

Lütfen!

Bu toplumda bunu hak edecek insanlar yok!

Aşırıya gittiğimi düşünüyorsunuz değil mi? Az bile söylüyorum.

Dün akşam Fenerbahçe - Galatasaray gibi ülkenin en büyük spor -futbol değil- kulüplerinden ikisinin futbol maçı vardı. Geliri Soma'da hayatını yitiren madencilerin ailelerine bağışlanacaktı. Belki biraz da orada yaşanan katliama dikkat çekilecekti. Peki, ne oldu?

Allah aşkına siz yardım etmeyin. Dikkat çekmeyin böyle katliamlara... Ne Soma'yı ne de Siirt'de yaşanan olayları hatırlatmayın topluma... Irak'ta, Suriye'de, Filistin'de ya da Doğu Türkistan'da öldürülenleri de hatırlamayın!

Dünkü rezalet hepimize uzunca bir süre yeter! İki takımın taraftarları da futbolcuları da sahayı savaş alanına çevirdiler. Yine! Birbirinizi yiyin benim için hiç sorun değil. Ancak en azından ithaf edilmiş şeyin anısına bir durup düşünün. Sadece bir an!..

Neden geneli suçluyorum? Çünkü haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Sıtadlara maytap, meşale v.b. sokulması yasak. Ama ne kapıdaki polis, girişteki güvenlik bunu engellemek için bir şey yapıyor ne de o meşaleyi yakanın, sahaya atanın yanında oturan müdahale ediyor. E o zaman...

Bence futbolcular bundan sonra sahalara atılacak en küçük şeyden sonra oyunu bırakmalı ve orta sahada oturma eylemi yapmalı... Protesto kültürümüze bir katkısı olur belki!

Tiribünlerdeki duyarlı taraftarlarımız ise vebalı biri gibi uzaklaşmalı bu teröristlerin yanından. Hani yüzme havuzlarında yanlış bir şey yapanların etrafında mavi ya da mor bir halka oluşuyor ya... Aynen onun gibi...

Bir futbol karşılaşması bu kadar önemli mi? Tabii ki değil! Ancak ortada 301 tane kayıp can ve bunların acılı aileleri varken bu yapılanlar rezillik. Bunca ölüme bu kadar duyarsız olmak benim içimi sızlatıyor.

Soma'da 301 can suç olan ihmaller yüzünden öldü.

Önceki gün baraj sularında yine yeni canlar gitti.

IŞİD denen melanet yüzünden Irak ve Suriye'de hergün onlarca insan ölüyor.

Suriye'de Esad da bu sayının katlanmasına yardımcı oluyor.

Filistin'de israil şerefsizi iki binden (2.000) fazla can aldı ve bunların yarıya yakını kadın ve çocuk. En son dün meclis binasını da yıktı!

Unutmadan! Çin de Doğu Türkistan'da bazı "teröristleri" idam etti!

Ama olsun... Süper kupa'nın galibi en süper Fener!...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanı eğip, bükmek

Zaman, fiziki boyutların sanal olan dördüncüsü, elle tutulamayan. Zaman, içinde olayların ardı ardına gerçekleştiği boyut… Bilim adamlarına göre, aynen ışığın bükülebilmesi gibi zaman da eğrilip, bükülebilir ve eğer doğru koşullar gerçekleşirse yani yeterli hız yakalanırsa önce geleceğe ve daha sonra da geçmişe sıçramak mümkün olabilir. Bunu zaman yolculuğu gibi basit kavramlarla karıştırmayın. Bu şu “an” ın da içinde olduğu bir kavram. Öyleyse ne demek bu? Bu soruya cevap verebileceğimi pek sanmıyorum, haddime de değil zaten. Ama bu soru etrafında dolaşıldığında dahi çok farklı yerlere çıkan kapılar bulabiliyor insan. Çok sevdiğim bir çizgi dizide bir keşiş (“Avatar”) hava, su, toprak ve ateşi bükebiliyordu. Tüm dünyayı kurtaracak kişi olan keşişin bile zaman üzerinde böyle bir gücü yoktu. Sonra “Matrix” ve “Neo” var. Ancak o da olaylara hükmeder gibiydi, zamana değil ya da ben öyle algılamıştım. “Aslında bir kaşık yoktu!” ve “Kırmızılı kadın da bir ajandı.” değil mi? Ya “Hiro” iç

Duruş

Geçen hafta başından beri etrafımdaki insanlar beni şaşırtmaya devam ediyor. Sadece etrafımdakilerde değil güvendiğim insanlardan da akıl almaz sözler duyuyorum. İsrail denen terörist devletin son yaptıklarından sonra insanlar haklı olarak tepki verdiler. Tepki verdiler vermesine ama hep sonuna bir “ama” iliştirerek ya da akıl almaz öneriler ortaya atarak. Biri, “Bu yapılan akıl almaz, terörist devletten izin almak gerekirdi. Ben benim yardım kuruluşum böyle bir taleple geldiğinde hep aynı şeyi salık veriyorum.” diyiverdi.(Burada “Söz gümüşse sükût altındır.” Deyişi geliyor aklıma. Söylenme amacı iyi dahi olsa sonuçları berbat bence.) Bir başkası, “Hadi topyekûn savaşalım, intikamımızı alalım.” diye savaş çığlıkları atıyordu. Bu ikisi de aklına ve mantığına, zekâsına güvendiğim insanlardı. Bu konuda artık ikisine de olan saygımı yitirmiş bulunuyorum. Ülkemin başbakanıysa ondan bu sefer beklediğim şeyleri yapıyor. (Her zaman ki gibi yapmaması gerektiğini düşündüğüm bir ton şey de yapıy