Ana içeriğe atla

İdam Emri

Kelimeleri bir bir dizdiler duvara
Böldük, parçaladık ve yönettik; tümden gelim
Emir: manga ateş

Harfleri ipe astılar, iple astılar her birini
Uyumlu, uyumsuz demedik, dizdik yan yana; tüme varım
Emir: cellat vur tekmeyi

Toplama ve çarpma, etkileri itibari ile tamamdı da
Çıkarma ve bölme ile sıkıntımız vardı; aritmetik
Emir: parantez içindekilere öncelik

Ali ile Ayşe sürekli ip atlayıp, top oynuyorlardı
Onların isimleri kara tahtlarda yazılıydı; nöbetçiler
Emir: ön bahçede top oynamak yasak

Hepimiz "Türk", hepimiz çalışkandık da
Ten renklerimiz, dillerimiz uymuyordu birbirine; coğrafya
Emir: kelimeler doğadaki seslerden gelir; "kart kurt"

Tümden gelmiş ama tüme varamamış isimlerdik
Silinmiştik yoklama defterlerinden; disiplin
Emir: tez atıla

Bir çocuğa bütünün parçaları olmayı öğretememiştik
Dünya bizim yapamadığımızı yaptı; bireyselcilik aşısı
Emir: tüm sokaklar sizin, şimdi dağılın

Kin, nefret ve düşmanlığın zıt anlamlılarıydı hedefimiz
Akılda kalanlar istemediklerimiz oldu; böl, parçala, yönet...
Emir: manga ateş, cellat vur tekmeyi...

Yorumlar

Yorum Gönder

Fikriniz varsa buradan buyurun...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanı eğip, bükmek

Zaman, fiziki boyutların sanal olan dördüncüsü, elle tutulamayan.
Zaman, içinde olayların ardı ardına gerçekleştiği boyut…
Bilim adamlarına göre, aynen ışığın bükülebilmesi gibi zaman da eğrilip, bükülebilir ve eğer doğru koşullar gerçekleşirse yani yeterli hız yakalanırsa önce geleceğe ve daha sonra da geçmişe sıçramak mümkün olabilir. Bunu zaman yolculuğu gibi basit kavramlarla karıştırmayın. Bu şu “an” ın da içinde olduğu bir kavram. Öyleyse ne demek bu?
Bu soruya cevap verebileceğimi pek sanmıyorum, haddime de değil zaten. Ama bu soru etrafında dolaşıldığında dahi çok farklı yerlere çıkan kapılar bulabiliyor insan.
Çok sevdiğim bir çizgi dizide bir keşiş (“Avatar”) hava, su, toprak ve ateşi bükebiliyordu. Tüm dünyayı kurtaracak kişi olan keşişin bile zaman üzerinde böyle bir gücü yoktu. Sonra “Matrix” ve “Neo” var. Ancak o da olaylara hükmeder gibiydi, zamana değil ya da ben öyle algılamıştım. “Aslında bir kaşık yoktu!” ve “Kırmızılı kadın da bir ajandı.” değil mi? Ya “Hiro” için ne…

Geliyor yaklaşmakta olan

Şimdi gece gece bu da nereden çıktı yazısı bu, baştan söyleyeyim. Pastör görünümlü ajanımız ülkesine dönmüş. Ekonomik kriz merhale merhale ilerliyor. Ama inanın ben bunlarla pek fazla ilgilenmiyorum.

Geçtiğimiz günlerde Fatih Altaylı bir yazısında günümüz Türkiye'sindeki problemleri sıralamış en sonundasa bunlardan değil de insanlığımızı kaybetmekten çekindiğine dair bir görüşle bitirmişti. Çok uzun bir vakittir ben de böyle hissediyorum.

Bir süredir internette "Adam sende! Oku diyorsun da insanlarda okuyacak mecal mi bıraktınız?" tarzında görüşlere rastlıyorum. Oysa Yunus Emre, Mevlana okumadan ya da Aşık Veysel dinlemeden neyin geldiğini, yaklaşmakta olanın ne olduğunu ve buna nasıl hazırlanman gerektiğini nereden bileceksin ki! İnsanların ne vakti, ne enerjisi ne de parası varmış okumak için!

Oku derken neyin kastedildiğini bile anlayamaz hale geldik. Yapı söküm yapmadan, cümlenin ya da kelimenin kökenine inmeden okuyup geçmişsin ne olacak ki? "Korka durun ölümde…