Ana içeriğe atla

Canı sıkılana tavsiyeler: Yapbozlardan uzak dur!

Hafta sonu sınavları, hafta ortası bakması gereken yeni onlarca iş konusu, okumak için aldığı onlarca kitabı sırada bekleyen ve üstüne de şehrinde hava güzel olan biri hafta sonu ne yapar? Yapboz! Bu yeni yapbozları çözmek akıllı adam işi değil! (Hoş ben de akıllı olduğumu iddia etmiyorum ya neyse.)
Canı sıkıldığı için yapboz (eskiden neden bu ismi vermişiz bilmiyorum ama bu yeniler hiçte yaptıktan sonra bozulacak şeyler değiller) alıp yapmayı düşünen kişiye tavsiye; Ya basit bir şey al ya da hiç bulaşma!

Not: Resimdeki yapboz "Coastal Splendor" adında alt tarafı 500 parçalık bir model. Bunun bir kaç binlikleri de var ve onlarla uğraşmak hakikaten akıllı insan işi değil. Tabii eğer benim gibi önünüze aldığınız her işi bitirme gayretinde olan biriyseniz.

Yorumlar

  1. canı sıkılana tavsıyeleri görünce hah buldum :) dedim ve tıkladım.sonra devamına baktım onuda şöyle okumuşum yobazlardan uzak durun;yazının devamını okuduğumdaysa gerceyi öğrendim :) yapbozlardanmış uzak durunmuş :) doğru söylüyon ondan da uzak durmak gerek insan bi kaptırdımı kendını kaptırıyor.herseyin fazlası zarar dedıyın gibi

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme

Fikriniz varsa buradan buyurun...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanı eğip, bükmek

Zaman, fiziki boyutların sanal olan dördüncüsü, elle tutulamayan.
Zaman, içinde olayların ardı ardına gerçekleştiği boyut…
Bilim adamlarına göre, aynen ışığın bükülebilmesi gibi zaman da eğrilip, bükülebilir ve eğer doğru koşullar gerçekleşirse yani yeterli hız yakalanırsa önce geleceğe ve daha sonra da geçmişe sıçramak mümkün olabilir. Bunu zaman yolculuğu gibi basit kavramlarla karıştırmayın. Bu şu “an” ın da içinde olduğu bir kavram. Öyleyse ne demek bu?
Bu soruya cevap verebileceğimi pek sanmıyorum, haddime de değil zaten. Ama bu soru etrafında dolaşıldığında dahi çok farklı yerlere çıkan kapılar bulabiliyor insan.
Çok sevdiğim bir çizgi dizide bir keşiş (“Avatar”) hava, su, toprak ve ateşi bükebiliyordu. Tüm dünyayı kurtaracak kişi olan keşişin bile zaman üzerinde böyle bir gücü yoktu. Sonra “Matrix” ve “Neo” var. Ancak o da olaylara hükmeder gibiydi, zamana değil ya da ben öyle algılamıştım. “Aslında bir kaşık yoktu!” ve “Kırmızılı kadın da bir ajandı.” değil mi? Ya “Hiro” için ne…

Geliyor yaklaşmakta olan

Şimdi gece gece bu da nereden çıktı yazısı bu, baştan söyleyeyim. Pastör görünümlü ajanımız ülkesine dönmüş. Ekonomik kriz merhale merhale ilerliyor. Ama inanın ben bunlarla pek fazla ilgilenmiyorum.

Geçtiğimiz günlerde Fatih Altaylı bir yazısında günümüz Türkiye'sindeki problemleri sıralamış en sonundasa bunlardan değil de insanlığımızı kaybetmekten çekindiğine dair bir görüşle bitirmişti. Çok uzun bir vakittir ben de böyle hissediyorum.

Bir süredir internette "Adam sende! Oku diyorsun da insanlarda okuyacak mecal mi bıraktınız?" tarzında görüşlere rastlıyorum. Oysa Yunus Emre, Mevlana okumadan ya da Aşık Veysel dinlemeden neyin geldiğini, yaklaşmakta olanın ne olduğunu ve buna nasıl hazırlanman gerektiğini nereden bileceksin ki! İnsanların ne vakti, ne enerjisi ne de parası varmış okumak için!

Oku derken neyin kastedildiğini bile anlayamaz hale geldik. Yapı söküm yapmadan, cümlenin ya da kelimenin kökenine inmeden okuyup geçmişsin ne olacak ki? "Korka durun ölümde…