Ana içeriğe atla

Rüya !

İki gündür dönüp duruyorum yatağımda. Ne uyku ne de dinlenebilmek mümkün. Gecenin bir vakti uyanıp oturuyorum öylece. Aşırı yorgun, yoğun ya da stresli olduğum dönemlerde böyle olurum genelde. Bu gece de aynıydı. Yine sağa sola dönüşler arasında küçük "sızma" dinlenceleri yaşadım.

Bu "sızma" bölümlerinden birinde de çok ilginç gelen bir rüya gördüm. Çok fazla televizyon seyretmekten olacak, rüyamda iki kişi çöl gibi bir yerde bulundukları yeri kazıyorlardı. Ben gidip "Burada ne arıyorsunuz?" diye sorduğumda, "Petrol." cevabını alıyor ve "Bu zamanda çölde petrolü kim ne yapsın? Bakın şurayı kazında su çıksın." diyordum. Gidip sonra ellerimle kazıp suyu buluyordum. Ne zaman ben çekilsem ve diğer iki kişi yeniden kazmaya başlasa su kayboluyor ve ben yeniden ellerimle kazmaya başlayıncaya kadar çıkmıyordu. Bu bir kaç kez böyle tekrar etti. Sonra bir "sızma" harekatı daha başarısız oldu ve uyandım.

Hep söylediğim gibi çok uzun zamandır rüya görmediğim ya da görsem bile bu kadar detaylı hatırlamadığım için bana ilginç geldi. Aşırı uykusuzluk bana iyi gelmiyor sanırım.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanı eğip, bükmek

Zaman, fiziki boyutların sanal olan dördüncüsü, elle tutulamayan. Zaman, içinde olayların ardı ardına gerçekleştiği boyut… Bilim adamlarına göre, aynen ışığın bükülebilmesi gibi zaman da eğrilip, bükülebilir ve eğer doğru koşullar gerçekleşirse yani yeterli hız yakalanırsa önce geleceğe ve daha sonra da geçmişe sıçramak mümkün olabilir. Bunu zaman yolculuğu gibi basit kavramlarla karıştırmayın. Bu şu “an” ın da içinde olduğu bir kavram. Öyleyse ne demek bu? Bu soruya cevap verebileceğimi pek sanmıyorum, haddime de değil zaten. Ama bu soru etrafında dolaşıldığında dahi çok farklı yerlere çıkan kapılar bulabiliyor insan. Çok sevdiğim bir çizgi dizide bir keşiş (“Avatar”) hava, su, toprak ve ateşi bükebiliyordu. Tüm dünyayı kurtaracak kişi olan keşişin bile zaman üzerinde böyle bir gücü yoktu. Sonra “Matrix” ve “Neo” var. Ancak o da olaylara hükmeder gibiydi, zamana değil ya da ben öyle algılamıştım. “Aslında bir kaşık yoktu!” ve “Kırmızılı kadın da bir ajandı.” değil mi? Ya “Hiro” iç

Duruş

Geçen hafta başından beri etrafımdaki insanlar beni şaşırtmaya devam ediyor. Sadece etrafımdakilerde değil güvendiğim insanlardan da akıl almaz sözler duyuyorum. İsrail denen terörist devletin son yaptıklarından sonra insanlar haklı olarak tepki verdiler. Tepki verdiler vermesine ama hep sonuna bir “ama” iliştirerek ya da akıl almaz öneriler ortaya atarak. Biri, “Bu yapılan akıl almaz, terörist devletten izin almak gerekirdi. Ben benim yardım kuruluşum böyle bir taleple geldiğinde hep aynı şeyi salık veriyorum.” diyiverdi.(Burada “Söz gümüşse sükût altındır.” Deyişi geliyor aklıma. Söylenme amacı iyi dahi olsa sonuçları berbat bence.) Bir başkası, “Hadi topyekûn savaşalım, intikamımızı alalım.” diye savaş çığlıkları atıyordu. Bu ikisi de aklına ve mantığına, zekâsına güvendiğim insanlardı. Bu konuda artık ikisine de olan saygımı yitirmiş bulunuyorum. Ülkemin başbakanıysa ondan bu sefer beklediğim şeyleri yapıyor. (Her zaman ki gibi yapmaması gerektiğini düşündüğüm bir ton şey de yapıy