Ana içeriğe atla

Dua

Doğru. Hepsi doğru şu yapılan işlerin. Eksik yanları yok mu? Var tabii ki ama özü doğru. Şu dilemek ve istemek adına konumlandırılmış felsefelerden bahsediyorum. Adlarının bir önemi yok, hepsi doğru. Sadece doğru yerden istemek gerekiyor. Bazen adını dahi bilmediğiniz insanlar için şifa dilemek anlamına geliyor bu felsefe. Bizim inanışımızda da bu böyle değil mi? Başkasının da iyiliğini istemek. Başkalarını da dualarına eklemek. Çoğunluğun iyiliğini istemek. Doğru yerden ve doğru zamanda. Şimdi tanıdığım tanımadığım tüm şifa gereksinimliler için diliyorum, dua ediyorum. Dua edenlerin peşinden “Amin” diyerek katılıyorum. Hiç tanımadıklarımın şifalarında kendi tanıdıklarımınkileri de görerek, hissederek dua ediyorum…

Yorumlar

  1. Tüm iyi dilekler için tüm dualar için sadece ..Kabul olması umduyla ..

    AMİN...

    YanıtlayınSil
  2. tüm dualarını aldım dün, çok tşk.ediyorum ki bizim dualarımıza da amin dediğin için..

    çok iyiyiz..

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme

Fikriniz varsa buradan buyurun...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanı eğip, bükmek

Zaman, fiziki boyutların sanal olan dördüncüsü, elle tutulamayan.
Zaman, içinde olayların ardı ardına gerçekleştiği boyut…
Bilim adamlarına göre, aynen ışığın bükülebilmesi gibi zaman da eğrilip, bükülebilir ve eğer doğru koşullar gerçekleşirse yani yeterli hız yakalanırsa önce geleceğe ve daha sonra da geçmişe sıçramak mümkün olabilir. Bunu zaman yolculuğu gibi basit kavramlarla karıştırmayın. Bu şu “an” ın da içinde olduğu bir kavram. Öyleyse ne demek bu?
Bu soruya cevap verebileceğimi pek sanmıyorum, haddime de değil zaten. Ama bu soru etrafında dolaşıldığında dahi çok farklı yerlere çıkan kapılar bulabiliyor insan.
Çok sevdiğim bir çizgi dizide bir keşiş (“Avatar”) hava, su, toprak ve ateşi bükebiliyordu. Tüm dünyayı kurtaracak kişi olan keşişin bile zaman üzerinde böyle bir gücü yoktu. Sonra “Matrix” ve “Neo” var. Ancak o da olaylara hükmeder gibiydi, zamana değil ya da ben öyle algılamıştım. “Aslında bir kaşık yoktu!” ve “Kırmızılı kadın da bir ajandı.” değil mi? Ya “Hiro” için ne…

Geliyor yaklaşmakta olan

Şimdi gece gece bu da nereden çıktı yazısı bu, baştan söyleyeyim. Pastör görünümlü ajanımız ülkesine dönmüş. Ekonomik kriz merhale merhale ilerliyor. Ama inanın ben bunlarla pek fazla ilgilenmiyorum.

Geçtiğimiz günlerde Fatih Altaylı bir yazısında günümüz Türkiye'sindeki problemleri sıralamış en sonundasa bunlardan değil de insanlığımızı kaybetmekten çekindiğine dair bir görüşle bitirmişti. Çok uzun bir vakittir ben de böyle hissediyorum.

Bir süredir internette "Adam sende! Oku diyorsun da insanlarda okuyacak mecal mi bıraktınız?" tarzında görüşlere rastlıyorum. Oysa Yunus Emre, Mevlana okumadan ya da Aşık Veysel dinlemeden neyin geldiğini, yaklaşmakta olanın ne olduğunu ve buna nasıl hazırlanman gerektiğini nereden bileceksin ki! İnsanların ne vakti, ne enerjisi ne de parası varmış okumak için!

Oku derken neyin kastedildiğini bile anlayamaz hale geldik. Yapı söküm yapmadan, cümlenin ya da kelimenin kökenine inmeden okuyup geçmişsin ne olacak ki? "Korka durun ölümde…