27 Haziran 2012 Çarşamba

Davet ve icabet

Davete icabet etmek gerek demiş ve ilk daveti kabul etmişiz. Son daveti de öyle bekliyor ve daha yapılmadan icabet sözünü kesiyoruz. O halde söylesene dostum dünyada da bir yerlere davet ile gitmek istemenin nesi kötü? Çağrıldığın yere gitmemenin -istisnai mazeretler dışında- doğru olan bir tarafı var mı? Yok değil mi dostum! Aynen davet edilmediğin yerde olmamanın da doğru olması gibi...

Bunun icabet tarafı davet edilene düşerse de, bir de davet eden taraf var! O da bilecek ki şeklini, yordamını, davet edildiği yere gönlü hoş gitsin insan. Sadece icabet etmesin, orada var olsun. O olduğu için davet olsun...

Bak ve örnek al, dostum. Anlayan ikisine de nasıl hoş bir şekilde gidiyor ilk ve son davetlerin. Uzun ince bir yolda yürüyecekmiş/yürümüş gibi...

Dostum, davete icabet vakti şimdi...

Haydi kalk...

1 yorum:

Fikriniz varsa buradan buyurun...

Yanılsama / 2009 -2013