Ana içeriğe atla

Ajan

Etraf ajandan geçilmiyor. Herkes "bi"şeyci bugünlerde...

Son kertede Trump da FETÖ'cü çıkarsa şaşırmayacağım. Hatta onu destekleyen amerikalılar bile örgütten olabilirler. Adam resmen yetkilerin tek elde toplandığı bir sistemde- kişi sisteme "uygun" değilse- ne olacağının kanlı canlı örneği haline geldi. Orada kurumlar bu kadar dengeli gözükürken bizde durum ne olur siz düşünün. Yani kısacası Amerikan başkanının seçilmesi bile bizim ülkemizin içini karıştırmak, yapılacak "mükemmel" değişikliklerin önünü almak için olabilir. Saldırı altındayız işte...

O da birşey mi; kimliği, adı sanı belli olmayan adamlar özel sektörde kimi işe alıp alamayacağınız hakkında ahkam kesmeye başlamışlar. Dünün en-çok-muhteşem demokratları da en ufak bir karşı duruş bile sergilemeden bu adamların önünde hazır olda duruyorlar. Kendilerini devletten bir parça sananlara birkez daha hatırlatayım devlet şahıslarla yürümez. O önünde hazır olda durduğunuz adamlar yarının "bi"şeycileri olmakla suçlanabilir ve siz de yanlarında yuvarlanabilirsiniz. Örnek için biraz eskinin sağcı ve solcularına, yeni zamanın ergenekoncu ve fetöcülerine bakınız. Canına *ıçtığımın kapitalizmi...

Sonra bir de kahrolsun dünyanın tüm amerikaları...

Bir de daha sonra iki yüzlü bir dalkavuk ve yaşaktansa yüzünü net bir şekilde görebildiğim düşmanı tercih ederim!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Duruş

Geçen hafta başından beri etrafımdaki insanlar beni şaşırtmaya devam ediyor. Sadece etrafımdakilerde değil güvendiğim insanlardan da akıl almaz sözler duyuyorum. İsrail denen terörist devletin son yaptıklarından sonra insanlar haklı olarak tepki verdiler. Tepki verdiler vermesine ama hep sonuna bir “ama” iliştirerek ya da akıl almaz öneriler ortaya atarak. Biri, “Bu yapılan akıl almaz, terörist devletten izin almak gerekirdi. Ben benim yardım kuruluşum böyle bir taleple geldiğinde hep aynı şeyi salık veriyorum.” diyiverdi.(Burada “Söz gümüşse sükût altındır.” Deyişi geliyor aklıma. Söylenme amacı iyi dahi olsa sonuçları berbat bence.) Bir başkası, “Hadi topyekûn savaşalım, intikamımızı alalım.” diye savaş çığlıkları atıyordu. Bu ikisi de aklına ve mantığına, zekâsına güvendiğim insanlardı. Bu konuda artık ikisine de olan saygımı yitirmiş bulunuyorum. Ülkemin başbakanıysa ondan bu sefer beklediğim şeyleri yapıyor. (Her zaman ki gibi yapmaması gerektiğini düşündüğüm bir ton şey de yapıy

Zamanı eğip, bükmek

Zaman, fiziki boyutların sanal olan dördüncüsü, elle tutulamayan. Zaman, içinde olayların ardı ardına gerçekleştiği boyut… Bilim adamlarına göre, aynen ışığın bükülebilmesi gibi zaman da eğrilip, bükülebilir ve eğer doğru koşullar gerçekleşirse yani yeterli hız yakalanırsa önce geleceğe ve daha sonra da geçmişe sıçramak mümkün olabilir. Bunu zaman yolculuğu gibi basit kavramlarla karıştırmayın. Bu şu “an” ın da içinde olduğu bir kavram. Öyleyse ne demek bu? Bu soruya cevap verebileceğimi pek sanmıyorum, haddime de değil zaten. Ama bu soru etrafında dolaşıldığında dahi çok farklı yerlere çıkan kapılar bulabiliyor insan. Çok sevdiğim bir çizgi dizide bir keşiş (“Avatar”) hava, su, toprak ve ateşi bükebiliyordu. Tüm dünyayı kurtaracak kişi olan keşişin bile zaman üzerinde böyle bir gücü yoktu. Sonra “Matrix” ve “Neo” var. Ancak o da olaylara hükmeder gibiydi, zamana değil ya da ben öyle algılamıştım. “Aslında bir kaşık yoktu!” ve “Kırmızılı kadın da bir ajandı.” değil mi? Ya “Hiro” iç