27 Haziran 2012 Çarşamba

Davet ve icabet

Davete icabet etmek gerek demiş ve ilk daveti kabul etmişiz. Son daveti de öyle bekliyor ve daha yapılmadan icabet sözünü kesiyoruz. O halde söylesene dostum dünyada da bir yerlere davet ile gitmek istemenin nesi kötü? Çağrıldığın yere gitmemenin -istisnai mazeretler dışında- doğru olan bir tarafı var mı? Yok değil mi dostum! Aynen davet edilmediğin yerde olmamanın da doğru olması gibi...

Bunun icabet tarafı davet edilene düşerse de, bir de davet eden taraf var! O da bilecek ki şeklini, yordamını, davet edildiği yere gönlü hoş gitsin insan. Sadece icabet etmesin, orada var olsun. O olduğu için davet olsun...

Bak ve örnek al, dostum. Anlayan ikisine de nasıl hoş bir şekilde gidiyor ilk ve son davetlerin. Uzun ince bir yolda yürüyecekmiş/yürümüş gibi...

Dostum, davete icabet vakti şimdi...

Haydi kalk...

22 Haziran 2012 Cuma

Yanılgı

En dik duranımız en korkağımızdır; düşmekten, düşüp de kendi yalnızlığıyla yüzleşmekten korkar.

19 Haziran 2012 Salı

Af

Bazen biri çıksın bir başkasını tanıdığınızdan bir başka şekilde anlatsın istersiniz. İstersiniz ki çok daha farklı olsun yaşananlar. Bazen biri çıksın daha dünden inandığınız yalanlar söylesin istersiniz.

Yalan da olsa gerçek de olsa biri çıksın başka bir resim çizsin istersiniz. Gördükleriniz, duyduklarınız, yaşadıklarınızdan farklı... En azından rengini, arka planını değiştirsin istersiniz hatıralarınızda bir türlü solduramadığınız o resmin.

Sizce çok basittir istediğiniz. Sadece güvendiğiniz biri çıksın ve değiştirsin istersiniz. Bir hamur misali yeniden yoğrulsun, üstü kabuk bağlamasın, beğenmezseniz yeniden şekillendirilebilsin istersiniz.

Ama ne resmi boyamaya, ellerinizi boyaya bulaştırmaya isteklisinizdir ne de ellerinize hamur bulaşması hoşunuza gider.Yakıcı bir kor değildir maşa ile tutmaya çalıştığınız. Alabildiğine soğuk bir buzdur... Buz gibi gerçektir kaçtığınız. Ve soğuk da yakar bilirsiniz. Bilirsiniz de biri gelsin ve sıcaklığıyla eritsin istersiniz.

Biri çıksın ve AFfetsin istersiniz... Biri çıksın ve AF desin...

Sizin yerinize AF desin...

AFfetsin sizin yerinize...

13 Haziran 2012 Çarşamba

Basit


Basit yaşamak istiyorum
Hayatı
Basit

Basit cümleler üstüne kurulu
Seni seviyorum
Ya da
Seni sevmiyorum kadar basit
Kaba belki bazen, kısmen, tamamen
Ama basit

Basit kelimeler üstüne kurulu bir hayat
Bazen sen
Belki bir zaman biz
Ama asla ben olmadan
Basitçe sen

Kelimeler bile fazla gelmiştir bazen
Bazen harf olursun
Bazen sesli bir harfin yalnızlığında sadedir hayat
E__
Bazen bir sessizin okunuşundaki kadar karmaşık
Ama bir yönüyle her zaman basit
E__

Basit bir hayat istiyorum
Cümleler, kelimeler, sesli ya da sessiz harfler gerektirmeyen
Belki sadece bakışlarla anlaşılan
Basit bir hayat
Belki de düşüncelerde buluşulan
E__

Basit bir hayat istiyorum
Sözlere, duygulara, mesafelere, kişilere ve hatta karakterlere ve hatta cinsiyetlere yükseltilmeyen
Öyle bazen, kısmen ve hatta kaba tamamen
İndirgenmiş, fakirleştirilmiş, yoksunlaştırılmış
Ama basit bir hayat
1 E__ 0
Bu kadar BASİT
Yanılsama / 2009 -2013