17 Mayıs 2012 Perşembe

Soylulaştırma

Bir süredir semtimde yenileme ve onarım çalışmaları var. Tarihi binaların bir kısmı yenileniyor, bir kısmı onarılıyor, bir kısmına yüzünü güzel gösterecek makyajlar yapılıyor. Birçoğu el değiştirip üçüncü kişilerce çökmek üzere kendi haline terk ediliyor. Sokak ve kaldırımlarımızda hummalı çalışmalar yapılıyor. Bir sene bir yöntem sonraki sene başka bir yöntemle kesme ya da parke taşlar döşeniyor. Arnavut kaldırımlarının yerini şekillerle bezenmiş, aralarına renkler serpiştirilmiş küçük sevimli taşlar alıyor! Otuz senedir yerinde duran taşların yerine her yağmurda dağılan güzel sevimli taşlar döşeniyor! Bu işlemler aylarca sürüyor, tam bitti derken daha eskisinin üstünde doğru dürüst yürümemişken yeni bir yenileme çalışması başlıyor. Semtimiz yenileniyor kısacası...

Dizi ya da dönem filmlerinin doğal sahneliğini yapıyor semtimiz, bizde gönülsüz figüranlığını. Üzerine çok güzel yazılar yazıldı bu durumun. Zaytung'daki şu yazı mutlaka okunmalı; Dönem Dizileri Yüzünden 1960'larda Gibi Yaşamaya Zorlanan Balat Mahallesi Sonunda İsyan Bayrağını Çekti. İçindeki ironi seni belki eğlendirir ama emin ol beni/bizi sıkıyor. Polis kordonları, her yere park etmiş karavanlar, jeneratör araçları, sokakları kaplayan yemek masalarını aşıp bakkalınıza ancak ulaşabiliyorsunuz. Bir şikayetiniz olduğunda ve izin belgesi sorduğunuzda, çevreye rahatsızlık vermemek üzere aldıkları izinlerini burnunuzun dibinde sallıyorlar. Onlar semt sakini de siz dışarıdan gelmiş bir turist oluveriyorsunuz.

4 Mayıs 2012 Cuma

Gurur duymak

Dostum,

Dün akşam yeğenim ile sohbet ederken çok etkilendim. Popüler kültürün gençleri bu kadar içine çektiği, erittiği bir ortamda dinlediği müzik türünden okuduğu kitaba kadar ayrışan biri olduğu için ümit aşıladı bana.

Belki de ben yanlış okuyorumdur! Ne dersin her şeye rağmen bu toplum için hala umut olabilir mi?

1 Mayıs 2012 Salı

Tiyatromdan El Çekme

Dostum,

Devlet Tiyatroları, Şehir Tiyatroları, devletin tiyatroları, belediyenin tiyatroları, "sanatçıların" tiyatroları... Peki ya halkın tiyatroları... Halkın sahneleri...

Geçen hafta İstanbul Büyük Şehir Belediyesi, Şehir Tiyatroları çalışma yönetmeliğinde bir değişiklik yaptı. Bu değişikliği beğenmeyen Kenan Işık eleştirilerini sıralayarak istifa etti. Buraya kadar herşey normaldi. Anlaşamamak doğaldır. Beğenilmeyenin eleştirilmeside öyle. Kimsenin yapılan değişikliği okuduğunu sanmıyorum. Fikir sahibi olmadan zikir sahibi olunca da böyle oluyor. Birileri çıkıyor ve olayı yine mecrasından çıkartıyor.

"Belirli" oyuncular gösteriler yapmaya, karşılıklı açıklamalar havada uçuşmaya başladı. Yönetimi tamamen ele aldığı iddia edilen belediye sansürcülükle, sanatçıları ve aydınları tasfiye etmekle suçlandı. Yapılan değişikliği bir kere olsun okuyun. Okumayan canım ülkemde bunların hepsi normal. İyi ya da kötü olması fark etmez, eğer değişikliği bir başka siyasi otorite yapıyorsa hemen kazan kaldırırız. "İstemezük" anlayışı solcu ya da sağcı fark etmez hemen hortlar.