Ah ulan dedim. Bir kez daha sevdiğim bir şey bitti, gurup üyelerinden birine bir şey oldu. En sevdiğim şarkılarından biri olan Azap'ta
"Hayat o kadar acımasız ki sevdiğim**
Verdiği her şeyi geri alır da sonu gelmez"
mısraları geldi aklıma.
Böyle düşünceler içinde başladım detayları okumaya. Ama sonra anladım ki kötü haber adı Seksendört olup, Hacettepeliler olarak da bilinen guruptan değildi. Geçen gün iki kol ve iki bacak nakli yapılan bir hastanın operasyonunun başarısız olduğu, hastanın kalbinin operasyonda nakledilen uzuvları besleyemediği ve tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybettiği detaylarını içeren bir haberdi.
Bir "ulan" daha çektim. İçimden saydım döktüm. Geçen akşam Prof.Dr. Birgün Sönmez bir programda konuşurken söylemişti; "Organ nakli hayati tehlikesi bulunan, nakil yapılmazsa hayatını devam ettiremeyecek hastalara yapılır. Bu yapılanlar işin daha çok şov kısmıdır. Ayrıca verici/bağışçı ailenin de bu kadar işin içinde olması ne etiktir ne de iyi sonuçlar doğurur." Daha bir ton şey söyledi Birgün Hoca aslında. Bu yapılan şovlar ile hayati tehlikesi olan onlarca hastanın hayatının kurtarılabileceği gibi. Ama onlar orada kalsın.
Hiç emeklemeden yürüyen bir bebek gördün mü? Be mübarek illa bir nakil yapacaksan bunun bir yolu, yöntemi, desturu yok mudur? Tamam o hasta için kolları ve bacakları olması hayati olabilir. Ne de olsa eksikliği yaşayan ve hisseden odur. Ama senin bilmen gereken teknik bilgi ve beceri buna nasıl izin verir? Eğitim ve araştırma hastanesi olmak, hasta ve yakınlarına feragatname imzalatmak bu dünyanın mahkemelerinde seni aklar da mahkemi-i kübra Mahkeme-i Kübra da ne yapacaksın? Daha oraya da gitme; kendi vicdanına nasıl hesap vereceksin, tabi eğer varsa..
Ne diyeyim? Allah rahmet eylesin, hem ölene hem de insanlığa...
* Bir çok haber ve gazetenin başlığı.
** Şarkının aslında "sevgilim" olarak geçer. Ama sevgili olma bir karşılıklılık içerir ve bence "sevdiğim" kavramı daha samimidir.
29 Şubat 2012 Çarşamba
Hacettepe'den Kötü Haber Var*
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Dikkat çekenler
-
İsveçli yazar Stieg Larsson ’un çok ilgi görmüş üçlemesinin ilk kitabı, " Ejderha Dövmeli Kız " . Orijinal dilinde adı “Kadınlardan nefre...
-
Botanik parkından görünüş Merhaba, gittim ve geldim sonunda. Belarus'un baş kenti Minsk'i de görülen yerler listesine ekledim. Baştan s...
-
Şu garip hayatımda bir şeyi daha öğrendim bugün. Bir yakınımın acil trombosite ihtiyacı oldu. Hani şu kandaki pıhtılaşmayı sağlayan şey. Haf...
-
Bir süredir semtimde yenileme ve onarım çalışmaları var. Tarihi binaların bir kısmı yenileniyor, bir kısmı onarılıyor, bir kısmına yüzünü ...
-
Aşağıdakilerin tamamı Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (Yazar tarafından verilen orijinal ad Avrupa'daki Son Adam -“The Last Man in Europe”, yayın...

3 fikir:
Bununla ilgili bugün Bekir COŞKU'NUN çok güzel bir yazısı var ve diyor ki
Böyle ilkel ve kötü görüntülerle olmak zorunda mı?..
Görgüsüzce…
Duygulara saygısız…
Özensiz…
Reyting yarışında olan televizyonlarla, reklam peşinde olan doktorların yarışı mıdır bu kollar, bacaklar, yüzler?..
Böyle midir tıp?..
Düzeltme:
1. Mahkeme-i Kübra (En büyük mahkeme, mahkemelerin en yücesi) olması gerekirken "mahkemi-i kübra" yazmışım. (Sağolsun, Betül uyardı.)
2. "Daha oraya da gitme;" cümlesinin sonuna "kendi vicdanına nasıl hesap vereceksin, tabi eğer varsa.." gelecekti. Bir şekilde atlamışım.
Öldü!
Ölmedi!
...ve sonunda bir nakil hastası daha hayatını kaybetti. Şimdi doktorları çıkmış "pişmanız", "bize iyi bir ders oldu" diye konuşuyorlar.
Siz ancak Allah'a havale edilirsiniz!
Yorum Gönder