27 Nisan 2011 Çarşamba

Duvar (Jean-Paul Sartre)

"Bir suç, onu işleyenin yaşamını ikiye böler. İnsanın geri dönmeyi istediği zamanlar vardır mutlaka, ama orada, sizin ardınızda, yolunuzu keser bu parıldayan maden."

"Ben var değilim. Gözlerini kapatıyor, kendini salıveriyordu: Varlık bir yanılsamadır, madem ki varolmadığımı biliyorum, kulaklarımı tıkamaktan, hiçbir şey düşünmemekten başka yapacak bir şeyim yok ve ben hiçleşmeliyim."

"Onur ve mutluluk, uyumlu, ne hoş."

"Sıradan insanlar benim onlardan olduğumu sanıyorlar. Ama ben onların arasında bir saat bile yaşayamam."

24 Nisan 2011 Pazar

Asal sayi

Dostum,

Ben tam bir asal sayı gibiyim. Gerçi tam olmayan bir asal sayı ne demek onu da bilmiyorum ya neyse! Beni bölebilen bir kendim varım bir de bir. Hem biliyor musun; asal sayılar kümesinin elemanlarının bu iki özellik dışında pekte ortak yanları yok. 

Bilmiyorum. Bunu anlatmak biraz zor. Ama şu anlatılmaz ve de paylaşılmaz yalnızlığımın en önemli sebebi bu. Ben bir yönden bakıldığında bir kümeye, diğer yönden bakıldığında bir başka kümeye ait gibi gözüküyorum. Ancak ait olduğum asal sayılar kümesinin ortak özellikleri dahi beni bir kümenin elemanı olmaktan alıkoyuyor. Bir eleman olmaktan çok bir alt küme olup çıkıveriyorum. Hani kullanılır ya; "nev'i şahsına münhasır" tam ben oluyorum işte o. Kümeyi genişletemiyorum bir türlü. Tüm kesişim, birleşim, kapsam ve kapsar işlemlerinin sonucu boş küme oluyor. (Buradan, tanıma göre boş küme olduğum sonucunu da çıkartabilirsin. Ancak bunu yapmayacağını umudediyorum.)

Pay/payda olayında asal sayılar için ortak bir çarpan bulmak da öyle pek kolay değil! Gerçi bu konuda en azından bir ihtimalden söz etmek mümkün. Asal sayılar kümesinin iki elemanın birbiriyle çarpımı bir ortak küme oluşturabiliyor. Ancak sanırım ben henüz o asal sayıyı bulamadım. Tabi malum asal sayıların ortak paydada buluşabilmesi için paydanın değerinin oldukça artması gerekiyor. Bu da ifadede işlem yapma zorluklarını ve hata payını oldukça arttırıyor.

Gecenin bu saatinde yine neden bahsediyorum inan benim de haberim yok. Aslında var da, yine asal sayı rolümü oynuyorum. Uykusu kaçan derviş gibi düşüncelerimi bir temele oturtmaya çalışıyor, eğiyor, büküyorum. Ancak hala "Aslında bir kaşık yok!" seviyesine ulaşamıyorum.

Benim sorularım yok seslendirilmiş. Ancak cevaplarımla karşımdakini tanıdığım sorular var. Kimin ne olduğunu anlamaya çalıştığım. Hepsi bu...

23 Nisan 2011 Cumartesi

Ne sizi siz yapar?

Birileri sürekli sizi tanımak için çabalıyorsa yalanlarınızın sayısı doğrularınızdan fazladır ve aldanmayın, sizi siz yapan şey doğrularınız değil, yalanlarınızdır!

17 Nisan 2011 Pazar

Su damlasi

Her şeyden önce bir su damlasıydım ben
Kora düştüm, kayboldum sandılar
Oysa bir damla yandım, göğe çıktım ben
Bulut oldum, düştüm sandılar gökyüzünden
Toprağa kavuştum, öz oldum, çiçek oldum ben
Koparttılar beni kururum sandılar
Oysa bir sevgilinin elinde aşka can oldum ben
Kurudum bir kitabın arasında, unutuldum sandılar
Eski bir hatıraya hayat oldum ben
Hatıralara bakan gözlerde bir damla oldum sonra
Kora düştüm, yeniden kayboldum sandılar
Oysa her şeyden önce bir su damlasıydım ben

Geceye ve güne dair

Otur uzun uzun yaz bugüne dair. Ne anlatabilirsin ki... Anlatsan da ne hissettirebilirsin ki...

Geceye, yıldızlara, doğacak güneşe, bulutların arasında kaybolmuş aya dair yaz. Bugün yağmayan yağmura, yardımın onuruna ve kutsallığına dair yaz.

Yorgunluktan, araya serpiştirilmiş kaçamaklarla dinlenmekten bahset. Çok okuduğundan az yazdığından bahset.

Bugün, bu gece, dost isimlerin kilitlerin içindeki tıkırtısından, belki hiç gidilmeyecek hoş davetlerin gelecekteki öğretisinden bahset insanlara.

Ama uzun uzun yazma olur mu?

Mutluluklar abim, mutluluklar. Benim bencil benliğime dokunduğun için dahi olsa mutluluklar.

14 Nisan 2011 Perşembe

Tarla Kuşuydu Juliet

Uzunca bir aradan sonra yine tiyatro sahnelerindeydim dün akşam. 

Üçüncü sefer şansımı denediğim Tarla Kuşuydu Juliet oyununu seyretmek için Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'ne gittim. Ama ne gidiş? Saat 20:30'da başlayacak oyun için Saat 20:05'te yola çıktık. Tabii ki geç kaldık. Önce park yeri bulamadık. Sonra da geçtiğimiz sene açılan kompleksin otoparkının devreye alındığını öğrendik. (Internette aramış ama bir haber bulamamıştım.) Biraz ümitsizce şansımızı deneyelim dedik ve... 

Otoparktan asansörle yukarı çıktığımızda oyun başlamıştı. Daha önce def'aten tiyatro kapısından çevrilmiş olan ben "Bu da mı gol değil?" diyerek yürürken. Yetkililerden biri "Oyuna mı geldiniz? diye sordu ve bizi direk içeri aldı. Elde bilet yok, bir şey yok. "Siz ilk perdeyi arkalardan izleyin, arada biletinizi alır ve yerinize geçersiniz." dediler. (Umarım bu işin "cılkı" çıkmaz. Perde açıldıktan sonra içeriye izleyici almamak iyi bir şey. Tüm kaçırdığım oyunlara rağmen bunu söylüyorum. Bu arada yanımda Betül olmasaydı yine de alırlar mıydı? Sanmıyorum...)

Neyse! İki perdelik oyunun gülmediğim esprisi yok gibiydi. Engin Alkan'ın yönettiği ve oynadığı herhangi bir oyundan şimdiye kadar hiç pişman ayrılmadım zaten. Tüm karakterler hakkını verdiler oyunun. Kesinlikle söyleyebilirim ki; Tarla Kuşuydu Juliet şimdiye kadar seyrettiğim en iyi komedi oyunlarından biriydi. Şiddetle tavsiye olunur.

Not: Muhsin Ertuğrul Sahnesi ve Cemal Reşit Rey Kompleksinin ortak otoparkı açılmış (800 araçlık) ve asansörle iki dakika da istediğiniz bölüme ulaşmak mümkün.

9 Nisan 2011 Cumartesi

Yokluk

Varlıkta öğrenildiğinde kişiye ve başkalarına faydası olacak şey!

8 Nisan 2011 Cuma

Rüya !

İki gündür dönüp duruyorum yatağımda. Ne uyku ne de dinlenebilmek mümkün. Gecenin bir vakti uyanıp oturuyorum öylece. Aşırı yorgun, yoğun ya da stresli olduğum dönemlerde böyle olurum genelde. Bu gece de aynıydı. Yine sağa sola dönüşler arasında küçük "sızma" dinlenceleri yaşadım.

Bu "sızma" bölümlerinden birinde de çok ilginç gelen bir rüya gördüm. Çok fazla televizyon seyretmekten olacak, rüyamda iki kişi çöl gibi bir yerde bulundukları yeri kazıyorlardı. Ben gidip "Burada ne arıyorsunuz?" diye sorduğumda, "Petrol." cevabını alıyor ve "Bu zamanda çölde petrolü kim ne yapsın? Bakın şurayı kazında su çıksın." diyordum. Gidip sonra ellerimle kazıp suyu buluyordum. Ne zaman ben çekilsem ve diğer iki kişi yeniden kazmaya başlasa su kayboluyor ve ben yeniden ellerimle kazmaya başlayıncaya kadar çıkmıyordu. Bu bir kaç kez böyle tekrar etti. Sonra bir "sızma" harekatı daha başarısız oldu ve uyandım.

Hep söylediğim gibi çok uzun zamandır rüya görmediğim ya da görsem bile bu kadar detaylı hatırlamadığım için bana ilginç geldi. Aşırı uykusuzluk bana iyi gelmiyor sanırım.
Yanılsama / 2009 -2013