14 Eylül 2011 Çarşamba

Sosyoloji Tarihi*

"...insan zihninin boş bir sayfaya benzediğini ve elde edilen bilgi ve duyguların deneyimin ürünü olduğunu ileri süren John Locke..."

"...doğru olan değil, gerçek olan aranır..."

"Biyolojik organizmalar gibi toplum da kendini oluşturan parçalara indirgenemeyecek karmaşık bir birimdir, bu nedenle de bireysel unsurlar bütünle olan ilişkileri çerçevesinde analiz edilmelidir."

"...toplumun içinde bulunduğu aşamaya uyarlanmış herhangi bir din biçimi olmadığı takdirde toplumun bölüneceğini ve şiddetin yaygınlaşacağını ileri sürmüştür."

"... dini, insanları ve toplumu bir arada tutacak bir toplumsal bağ, bir araç olarak görmüştür."

"Biyolojik organizmada parçalar bütünün yararına var olur, toplumda ise aksine bütün, parçaların yararına var olur. Spencer buna dayanarak bireylerin haklarının devlet yararına bile olsa çiğnenemeyeceğini ileri sürer."

"Spencer'a göre toplumda hayatta kalmak için yeterince güçlü olmayanlara devlet desteğiyle bakılması bu grupların nüfusunu artırarak gelecek kuşakların mükemmelliğe ulaşmasını engelleyecektir; bu nedenle nasıl doğa zayıf olanlardan kurtulmaya çalışıyorsa toplum da zayıfları elemelidir."

"Her varlık ve her nesne kendi içinde barındırdığı karşıtlık ve çelişkiler sayesinde kendini aşma ve yeni bir aşamaya ulaşma olanağı bulur."

"Durkheim'da normallik genellik ölçütüne göre tanımlanmaktadır. Bir olgunun normal sayılmasının temel nedeni onun sıklığıdır. Örneğin, suçun patolojik bir olgu olduğu hemen kabul edilebilir. Ancak Durkheim'ın bakış açısıyla suç, her toplumda sıklıkla görüldüğü (yaygın) ve kaçınılmaz bir olgu olduğu için normal sayılmalıdır."

"Suç kolektif bilincin yasaklamış olduğu bir davranış olmakla birlikte toplum açısından pozitif işlevleri bulunmaktadır."

"Modern toplumda insanların daha çok birliktelik içinde olmalarının nedeni kolektif bilinç değildir. Çünkü bu toplumlarda insanları bir arada tutan şey ortak inanç ve duygulardan çok, bireylerin birbirlerine olan ihtiyaçlarıdır."

"Toplumsal geçiş süreçlerinde var olan kuralların bireyler üzerindeki bağlayıcılıkları çözülmektedir. Ayrıca yeni kuralların eski kurallar kadar kabul görmemesi durumunda Durkheim, normsuzluk veya kaidesizlik olarak tanımladığı tehlikeli bir durumun ortaya çıkacağından da söz etmektedir."

"... bütünün parçalardan önceliği vardır ve olguların anlamı ise (parça) bütüne bağlı olarak ortaya çıkmaktadır."

"... bütün insanlar entellektüeldir... ama insanların hepsi toplum içinde aydınların işlevini görmez"

"Birey diğer insanların kendine yönelik davranışlarını bir çeşit ayna olarak kullanmaktadır. Bu ayna, bireyin imgesini yansıtmaktadır.

...ayna benlik kuramı...

...ayna benlik, bireyin kendi benliğini, başkalarının ona ilişkin tavırları, eylemleri ve tepkileri temelinde algılama süreci olarak tanımlanabilmektedir."

"...fenomenolojiye göre bireylerden ayrı ve nesnel bir gerçekliğe sahip olan, değişmeyen, herkese göre aynı olan fiziksel bir dünya yoktur, dünya, insanların ona yüklediği anlamlar bağlamında görelidir."

"Sözcüklerin her zaman geçerli olan değişmez anlamları yoktur, yani anlam nesnel değildir; üyeler konuşanın kim olduğuna, konuşan ve dinleyen arasındaki ilişkinin ne olduğuna, konuşmanın amacının ne olduğuna vb. bakarak durumu analiz ederler ve sözcükler de bu analize bağlı olarak anlam kazanır."

"Williams'ın ifadesiyle, sanayi uygarlığının toplumsal dokuyu bozarak insanları birbirine yabancılaştırdığı ve kültür üreticisiyle tüketicinin birbirinden tamamen ayrıştığı bir dönemde kitle toplumu/kültürü kavramsallaştırması söz konusu olmuştur."

"Kant, biçimselci bir anlayış içinde, sanatı, 'amaçsız bir amaç' olarak tanımlanmışken, Frankfurt okulu üyelerine göre, modern dünyada sanat piyasanın dikte ettiği 'amaçlı bir amaçsızlığa' dönüştürülmüştür."

"Modern özne, sadece çalışırken değil ama daha çok eğlenirken teslim olmaktadır."

"Kitle kültürü ürünleri, bireyleri yönlendirilecek ve kontrol edilecek birer nesne konumuna sokan 'estetik birer yoksullaşmadır.' "

"Gelişmiş kapitalizmdeki kültürel üretimin yapılanması her şeye damgasını vuran bir tekdüzelilik sorunu yaratmıştır."

" Habermas şüphesiz teknolojik ve bürokratik rasyonalitenin yaygınlaşmasının sömürü ve tahakkümü de beraberinde getirdiğinin farkındadır."

*Sosyoloji Tarihi dersinde altını çizdiğim bazı düşüncelerden derlenmiştir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Fikriniz varsa buradan buyurun...

Yanılsama / 2009 -2013