23 Eylül 2011 Cuma

Kırık

Kol kırılır yen içinde kalır.

Ama...

Sızısı bana da geliyorsa belki üzülmeli belki de sevinmelisin!

20 Eylül 2011 Salı

Toplumsal Hazırlık!

Son günlerde hararetle tartışılan bir konu var. Devlet ile PKK arasında yapılan görüşmeler. Ben ne görüşmelerin içeriğini, ne nerede yapıldığını ne de sonuçları eleştirecek ya da değerlendirecek kapasitede bilgiye sahip değilim (Konuşmanın tüm içeriğini hem dinledim hem de okudum.) Bu açıdan devlet adamları uygun görmüş görüşmüşlerdir, siyasi otorite de bunun arkasında durmuştur. Beğenir ya da beğenmezsiniz, ki ben beğenmeyenlerin tarafındayım. Siz bir yandan terörün siyasi ayağı olanlara "Gelin sizi muhatap alalım" diyeceksiniz, "terörü ret edin, lanetleyin" diye açık çağrılarda bulunacaksınız. Sonra da gidip kendiniz silahlı kanat ile görüşeceksiniz. Neyse bunlar da önemli değil.

18 Eylül 2011 Pazar

Taşınmak

Taşınmak; bir pazar sabahı sessiz, kimseyi rahatsız etmeden bir hayatı geride bırakarak. Kendi cebindekini çalan bir hırsız gibi... Yaşanmış onlarca senenin öyle çokta büyük sayılamayacak bir kamyona sığmasına şaşırmak gibi bir terkediş. Taşınmak: Başka bir yere gitmek, göç etmek.

Taşınmak zordur her zaman. Zordur da... Bir evden diğerine taşınmak değildir zor olan. Daha çok bir sokaktan ya da mahalleden göçmektir zorluk. İnsanın doğup büyüdüğü evi, sokağı, mahalleyi ya da semti terk etmesi...

Taşınmak büyümektir bir de.Çünkü yaşının kaç olduğuna bakılmaksızın insan ancak taşındığında tam olarak terk eder çocukluğunu. Çocukluğunun anılarıyla birlikte silinir insanın yüzündeki hınzır gülümsemelerin son kırıntısı, hüznün bir sarılmayla geçeceği umudu. Taşınmak bir çocuğu cami avlusuna ya da karakol önüne terk etmektir. Çocuğun tüm geri gelirler umuduna rağmen hem de...

Hele bir de benimki gibi bir semtte, benim sokağım gibi bir sokakta geçtiyse çocukluğunuz çok daha da zor. Çünkü bu semtin insanları zorlukların içinden hoşgörüyü, samimiyeti, dostluğu, dürüstlüğü ve daha nicesini çıkartmışlardır.

Taşınmak ihanettir de aynı zamanda. Bencil komşuların tekil yalnızlıklarına yapılan...

Bir taş atımlık mesafede dahi olsa hayatının değişmesidir taşınmak. Acıdır, hüzündür, mutluluktur, umuttur, umutsuzluktur... Zamanın tersine işlemediği bir gidiştir taşınmak. Bir yurttan diğerine...

Bir siteye taşındığında kimi fark eder kimi edemez. Ama kaldırım taşlarına, evinin merdivenlerine oturamamaktır taşınmak. Havuzlu sitenin havuzuna ayağını sokamadığın, karşısında çekirdek çitleyemediğin, eski ne kadar alışkanlığın varsa terk etmek zorunda kaldığın bir şeydir taşınmak.

Taşınmak... Bir hayattan diğerine, sessizce kimseye çaktırmadan...

14 Eylül 2011 Çarşamba

Sosyoloji Tarihi*

"...insan zihninin boş bir sayfaya benzediğini ve elde edilen bilgi ve duyguların deneyimin ürünü olduğunu ileri süren John Locke..."

"...doğru olan değil, gerçek olan aranır..."

"Biyolojik organizmalar gibi toplum da kendini oluşturan parçalara indirgenemeyecek karmaşık bir birimdir, bu nedenle de bireysel unsurlar bütünle olan ilişkileri çerçevesinde analiz edilmelidir."

"...toplumun içinde bulunduğu aşamaya uyarlanmış herhangi bir din biçimi olmadığı takdirde toplumun bölüneceğini ve şiddetin yaygınlaşacağını ileri sürmüştür."

"... dini, insanları ve toplumu bir arada tutacak bir toplumsal bağ, bir araç olarak görmüştür."

"Biyolojik organizmada parçalar bütünün yararına var olur, toplumda ise aksine bütün, parçaların yararına var olur. Spencer buna dayanarak bireylerin haklarının devlet yararına bile olsa çiğnenemeyeceğini ileri sürer."

"Spencer'a göre toplumda hayatta kalmak için yeterince güçlü olmayanlara devlet desteğiyle bakılması bu grupların nüfusunu artırarak gelecek kuşakların mükemmelliğe ulaşmasını engelleyecektir; bu nedenle nasıl doğa zayıf olanlardan kurtulmaya çalışıyorsa toplum da zayıfları elemelidir."

"Her varlık ve her nesne kendi içinde barındırdığı karşıtlık ve çelişkiler sayesinde kendini aşma ve yeni bir aşamaya ulaşma olanağı bulur."

"Durkheim'da normallik genellik ölçütüne göre tanımlanmaktadır. Bir olgunun normal sayılmasının temel nedeni onun sıklığıdır. Örneğin, suçun patolojik bir olgu olduğu hemen kabul edilebilir. Ancak Durkheim'ın bakış açısıyla suç, her toplumda sıklıkla görüldüğü (yaygın) ve kaçınılmaz bir olgu olduğu için normal sayılmalıdır."

"Suç kolektif bilincin yasaklamış olduğu bir davranış olmakla birlikte toplum açısından pozitif işlevleri bulunmaktadır."

"Modern toplumda insanların daha çok birliktelik içinde olmalarının nedeni kolektif bilinç değildir. Çünkü bu toplumlarda insanları bir arada tutan şey ortak inanç ve duygulardan çok, bireylerin birbirlerine olan ihtiyaçlarıdır."

"Toplumsal geçiş süreçlerinde var olan kuralların bireyler üzerindeki bağlayıcılıkları çözülmektedir. Ayrıca yeni kuralların eski kurallar kadar kabul görmemesi durumunda Durkheim, normsuzluk veya kaidesizlik olarak tanımladığı tehlikeli bir durumun ortaya çıkacağından da söz etmektedir."

"... bütünün parçalardan önceliği vardır ve olguların anlamı ise (parça) bütüne bağlı olarak ortaya çıkmaktadır."

"... bütün insanlar entellektüeldir... ama insanların hepsi toplum içinde aydınların işlevini görmez"

"Birey diğer insanların kendine yönelik davranışlarını bir çeşit ayna olarak kullanmaktadır. Bu ayna, bireyin imgesini yansıtmaktadır.

...ayna benlik kuramı...

...ayna benlik, bireyin kendi benliğini, başkalarının ona ilişkin tavırları, eylemleri ve tepkileri temelinde algılama süreci olarak tanımlanabilmektedir."

"...fenomenolojiye göre bireylerden ayrı ve nesnel bir gerçekliğe sahip olan, değişmeyen, herkese göre aynı olan fiziksel bir dünya yoktur, dünya, insanların ona yüklediği anlamlar bağlamında görelidir."

"Sözcüklerin her zaman geçerli olan değişmez anlamları yoktur, yani anlam nesnel değildir; üyeler konuşanın kim olduğuna, konuşan ve dinleyen arasındaki ilişkinin ne olduğuna, konuşmanın amacının ne olduğuna vb. bakarak durumu analiz ederler ve sözcükler de bu analize bağlı olarak anlam kazanır."

"Williams'ın ifadesiyle, sanayi uygarlığının toplumsal dokuyu bozarak insanları birbirine yabancılaştırdığı ve kültür üreticisiyle tüketicinin birbirinden tamamen ayrıştığı bir dönemde kitle toplumu/kültürü kavramsallaştırması söz konusu olmuştur."

"Kant, biçimselci bir anlayış içinde, sanatı, 'amaçsız bir amaç' olarak tanımlanmışken, Frankfurt okulu üyelerine göre, modern dünyada sanat piyasanın dikte ettiği 'amaçlı bir amaçsızlığa' dönüştürülmüştür."

"Modern özne, sadece çalışırken değil ama daha çok eğlenirken teslim olmaktadır."

"Kitle kültürü ürünleri, bireyleri yönlendirilecek ve kontrol edilecek birer nesne konumuna sokan 'estetik birer yoksullaşmadır.' "

"Gelişmiş kapitalizmdeki kültürel üretimin yapılanması her şeye damgasını vuran bir tekdüzelilik sorunu yaratmıştır."

" Habermas şüphesiz teknolojik ve bürokratik rasyonalitenin yaygınlaşmasının sömürü ve tahakkümü de beraberinde getirdiğinin farkındadır."

*Sosyoloji Tarihi dersinde altını çizdiğim bazı düşüncelerden derlenmiştir.

12 Eylül 2011 Pazartesi

Birikim

Sana nice kelimeler birikti
Yanımda
Gelip bir türlü almadığın
Sonra sorular biriktirdim
Sağdan soldan
Gelmediğin için cevapsız kalan
Sana kendimi biriktirdim
Tüm zaman ve mekanlarda
Sessiz kaldığım sorularda
İçten olmayan gülüşlerimde
Ağladığım yalnızlıklarında
Sana en çok seni biriktirdim aslında
Gelsen anlatırken sustaramayacağın
Cümlelerimde
Yanımda
İçimde
Dışımda
Biriktim sana...