18 Eylül 2011 Pazar

Taşınmak

Taşınmak; bir pazar sabahı sessiz, kimseyi rahatsız etmeden bir hayatı geride bırakarak. Kendi cebindekini çalan bir hırsız gibi... Yaşanmış onlarca senenin öyle çokta büyük sayılamayacak bir kamyona sığmasına şaşırmak gibi bir terkediş. Taşınmak: Başka bir yere gitmek, göç etmek.

Taşınmak zordur her zaman. Zordur da... Bir evden diğerine taşınmak değildir zor olan. Daha çok bir sokaktan ya da mahalleden göçmektir zorluk. İnsanın doğup büyüdüğü evi, sokağı, mahalleyi ya da semti terk etmesi...

Taşınmak büyümektir bir de.Çünkü yaşının kaç olduğuna bakılmaksızın insan ancak taşındığında tam olarak terk eder çocukluğunu. Çocukluğunun anılarıyla birlikte silinir insanın yüzündeki hınzır gülümsemelerin son kırıntısı, hüznün bir sarılmayla geçeceği umudu. Taşınmak bir çocuğu cami avlusuna ya da karakol önüne terk etmektir. Çocuğun tüm geri gelirler umuduna rağmen hem de...

Hele bir de benimki gibi bir semtte, benim sokağım gibi bir sokakta geçtiyse çocukluğunuz çok daha da zor. Çünkü bu semtin insanları zorlukların içinden hoşgörüyü, samimiyeti, dostluğu, dürüstlüğü ve daha nicesini çıkartmışlardır.

Taşınmak ihanettir de aynı zamanda. Bencil komşuların tekil yalnızlıklarına yapılan...

Bir taş atımlık mesafede dahi olsa hayatının değişmesidir taşınmak. Acıdır, hüzündür, mutluluktur, umuttur, umutsuzluktur... Zamanın tersine işlemediği bir gidiştir taşınmak. Bir yurttan diğerine...

Bir siteye taşındığında kimi fark eder kimi edemez. Ama kaldırım taşlarına, evinin merdivenlerine oturamamaktır taşınmak. Havuzlu sitenin havuzuna ayağını sokamadığın, karşısında çekirdek çitleyemediğin, eski ne kadar alışkanlığın varsa terk etmek zorunda kaldığın bir şeydir taşınmak.

Taşınmak... Bir hayattan diğerine, sessizce kimseye çaktırmadan...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Fikriniz varsa buradan buyurun...

Yanılsama / 2009 -2013