28 Kasım 2010 Pazar

Haydarpaşa Garı

Hani anlatırlar ya romanlarda ve filmlerde bir şehrin simgesini. Böyle çok etkilendiğim simgesi yoktur benim İstanbul'umun. Tarihi eserler konusunda da çok hassas sayılmam aslında. Belki de tarihi bir semtte ve evde yaşıyor olmam bunda ki en büyük etkendir. Bilmiyorum! Ancak biraz önce haberlerde Haydarpaşa Garı'nın yandığını görünce içim cız etti. 

İlk üniversite yıllarımda Kütahya'dan İstanbul'a dönmek müthiş bir zevkti. Sırf denizin kokusunu içime çekebilmek ve o güzelim manzarayı görerek şehrime dönebilmek için trenle gider gelirdim. -Daha çok gelirdim diyelim.- Trenden indiğimde Haydarpaşa'nın merdivenlerinde durup o tuz ve yosun kokulu havayı ciğerlerime çeker ve vazgeçilmezim olan o manzaraya uzun uzun bakardım. Sonra vapura biner Haydarpaşa'nın uzaktan görünen gotik yapısı eşliğinde boğaza uzanır ve evime giderdim. Bu ritüel o kadar iyi gelirdiki bana Haydarpaşa'nın merdivenlerinde kendimi yenilemiş olurdum, daha evime bile gitmeden. Hala öylemi bilmiyorum. Ama benim kullandığım dönemde trenin on saat rötar yaptıgı bile olurdu. Ama dediğim gibi daha merdivenlere adım atar atmaz geride kalırdı hepsi.

Bir iki sene önce Haydarpaşa'yi etkileyebilecek bir proje atılmıştı ortaya.  Ona da şüphe ile yaklaşmıştım. Biraz inceledikten sonra ikna olmuştum Haydarpaşa'ya dokunulmayacağına. Şimdi yangın haberini duydugumda yine fevri bir şekilde küplere bindim. "Kesin bilerek yaktılar!" diye geçirdim aklımdan. Öyle eylemlere çok katılan biri olmasamda orayı korumak için yapılacak eylemleri desteklemek için elimden geleni yaparım. (Çok fazla böyle anım kalmadı sanırım...)

Bina yanarkenki ve söndürüldükten sonraki görüntüleri gerçekten canımı yaktı. Baya baya üzüldüm. Sanırım o yılları çok özlüyor olmam da önemli bir faktör. Umarım bir an önce onarılıp yeniden hizmete açılır. Tren seferlerinin iptal edilmesini de istemiyorum. Ne olursa olsun Anadolu'nun İstanbul'a açılan kapısı Haydarpaşa olmalı bence...

23 Kasım 2010 Salı

Bir şeyleri değiştirebilmek (Toyota Türkiye)

Çok uzun bir dönem uğraştım, didindim. Yazmadığım veya konuşmadığım mecra kalmadı. Burada da yer vermiştim. Çok canımı sıkmışlardı. Hala daha sıkkın ama en azından bir şeyleri değiştirebildim diye düşünüyorum. (Aldığım tüm tepkilere rağmen.) Tüm konuşma ve yazışmalardan sonra Toyota Türkiye'den gelen mesaj aşağıda;

"Sayın Erkan ŞEN,

...

Diğer taraftan başvuru sürecinizin değerlendirmesi yapılarak yaşanan gecikmelerin sebepleri araştırılmış ve sonuç olarak Toyota İletişim Merkezinde personel adedinde artışa gidilmiş olup ayrıcaMüşteri Başvuru Yönetim Sistemimizin 2011 senesinde yenilenmesine karar verilmiştir.


Sayın ŞEN,

Başvuru sürecinizde yaşanan gecikmelerden dolayı üzgün olduğumuzu belirtmek ister, operasyonumuzun gelişmesine yaptığınız katkılardan dolayı ayrıca teşekkür etmek isteriz.


Toyota dostluğunuzun devam etmesi dileklerimizle.


Saygılarımızla,


Toyota Müşteri İlişkileri"

Not: Biz suizan değil hüsnüzan ederiz. Yani biz de söylenen söze güven önde gelir.

19 Kasım 2010 Cuma

Aşk

Öğrendiklerim ve öğretildiklerinden kolay kolay vazgeçebilen biri olmadım hiçbir zaman. Hele bir de hafızamda pekişmişse bir bilgi onu oradan kazıyacak çok şey yoktur dünya da. Benim için bu kadar zor olan şey yine de imkânsız değildir. On yılda bir dahi olsa benim de görüşlerimin değiştiği olur. Hatta bazen bir silindi mi o ilk bilgi yeni doğrumu bulana kadar birçok kez değişir. Bunun son örneği de “aşk”.

14 Kasım 2010 Pazar

En basit matematik kuralı

Birbirinin aynı olan iki sayıyı dahi toplasanız tamamen farklı bir sayı elde edersiniz.

8 Kasım 2010 Pazartesi

Yara döngüsü

Yaralar kabuk bağlar, sertleşir, dökülür ve iyileşir. Peki, ya içerimizdeki yaralar. Onlarda aynı döngüye tabiler mi? Göğsümde bir yara var! Uzunca bir süredir kanıyordu ve kanadıkça acıtıyordu. Son dönemde o yara kabuk bağladı. Sertleşti! Ama dökülmedi. Sem sert, kemik gibi olduğu yerde duruyor. Dokunduğumda hissedilebilecek gibi artık. Oturduğumda, uzandığımda veya yürüdüğümde ben buradayım diyor sürekli. Varlığını hissettikçe unutması daha da zor bir hal alıyor. Bir cerraha başvursam acaba alır mı o sertliği göğsümden? Peki, aldığında iyileşir mi o yara yoksa kanamaya devam mı eder usulca?

2 Kasım 2010 Salı

The Fratellis - Whistle for the Choir



Well, it's a big, big city and it's always the same
Can never be too pretty, tell me your name
Is it out of line if I was to be bold
And say, "Would you be mine"?

Because I may be a beggar and you maybe the queen
I know I maybe on a downer I'm still ready to dream
Though it's 3 o'clock
The time is just the time it takes for you to talk

So if you're lonely why'd you say you're not lonely
Oh, you're a silly girl, I know I hurt you so
It's just like you to come and go

And know me, no, you don't even know me
You're so sweet to try, oh my, you caught my eye
A girl like you's just irresistible

Well, it's a big, big city and the lights are all out
But it's as much as I can do, you know I'll figure you out
And I must confess
My heart's in broken pieces and my head's a mess

And it's 4 in the morning, and I'm walking along
Beside the ghost of every drinker here who's ever done wrong
And it's you, woo hoo
That's got me going crazy for the things you do

And so if you're crazy, I don't care you amaze me
But you're a stupid[Incomprehensible], oh me, oh my, you talk
I die, you smile, you laugh, I cry

Only a girl like you could be lonely
And it's a crying shame, if you would think the same
A boy like me's just irresistible

So if you're lonely why'd you say you're not lonely
Oh, you're a silly girl, I know I hurt it so
It's just like you to come and go

And know me, no, you don't even know me
You're so sweet to try, oh my, you caught my eye
A girl like you's just irresistible
Yanılsama / 2009 -2013