24 Aralık 2009 Perşembe

Kıbrıs ellerinde

Senin dilinde konuşulsa, insanları senin milletinden de olsa başka memlekette olmak zor. Kıbrıs topraklarındayım iki gündür. Her şey bir garip geliyor. Direksiyonlar sağda, trafik sağda, insanlarla sağda –ne onlar beni ne ben onları anlıyorum-, sokaklar bomboş (İstanbul’a göre değil gerçekten bomboş). Hatta otel bile bomboş. Gerçi bu akşam otelin neden –daha doğrusu neresinin- boş olduğunu anladım. Tüm millet kumarhanede yatıp kalkıyor sanırım. İğne atsan yere düşmeyecek. Sadece bir göz atmak için girdim ve girdiğim gibi de çıktım. Terasta ki yemek katında sadece iki - üç kişi vardı. Kafeteryaya indim sadece bir kişi var o da bilgisayar önünde internette.  Dedim çıkıp biraz dolaşayım. İnanın İstiklal caddesinin arka sokaklarında kimselerin olmadığı sokaklarda dolaşıyormuş gibi hissettim kendimi. Neyse uzun lafın kısası insanın memleketi gibisi yok… Bülbül altın kafeste ama ille de vatanım diyor yani…

2 yorum:

  1. yavru vatanda olsa doğru kendi vatanın gibi olmaz ama şuda var ölü mevsim şimdi oraları.. yaz aylarında gitmiş olsanız emlnim daha farklı gözlerle bakardınız.. umarım o halinide görme şansınız olur..

    YanıtlaSil
  2. ben de aynı seyı soyleycekyım
    ölü mevsım su anda
    ben en son gıttıgımde subat ayıydı..
    Istanbulda montlarla dolasırken orda kendımı
    kısa kollu denız kenarı yuruyusunde yakalamıstım:)
    hostu..
    yanı her yerın kendıne gore ozel guzellıklerı var
    ama bıseye de katılmadan gecemeyecegım..
    ben de mesela
    İstanbul umu hıc bı yerlere degısmem..

    YanıtlaSil

Fikriniz varsa buradan buyurun...